Köy kahvesindeyim
Teneke sobanın başında
Garip aşıklar oturmakta
Elimdeki nasırlar
Kalbimdeki tahtından hatıra
Alnımdaki çizgiler,güneşinden kalma
Sınırların ötesindeki ışık süzmesi yüzüme vuruyor
Gözüm kamaşıyor güzelliğinle
İlerisini göremediğimden midir bilmem
Korkuyorum
Küçük çocukların ürkekliği var üzerimde
Karalık sokaklara yeni düşmüş bir fahişenin çığlığı
Bülbülün güle çarpan yüreğidir
Her nefes alış bende senli saatlerde
Ama israfili suru gibidir her haykırış
Sensiz saatlerde
Karardı dünyam karardı evren
Sesimi duyan yokmu...
Eşyalarımı henüz topladım.
Yarım kalan aşkın kırıntıları
Ve senden anılar sığmadı…
Bir bölümünü de yüreğime gömüyorum
Sabah ki kokun ne kadar da güzel,
Eskinden olsa seni koklayarak uyandırırdım
Duvarın ardında ölüm
Duvarın ardında gülüm
Ya kaçarsın ya gidersin üstüne
Tırnaklarını kanata kanata
Seni sevmediğini bile bile
Aşıklar garındayım
Veda treni henüz geldi
Cebimde senden avuntular
Sırtımda geçmişin günahları bohça
Göğsümde gülüşünden bir nişane
Ağzımda sevgine açlık kokusu
Yastığa başını koy
Kapa gözlerini
İşte senler başlıyor
Bir adım daha uzaklaştım benden
Daha ne kadar mahkum sana bu ruh,bu beden
Yüreğimden koparıp atamam seni
Çölün ortasındaki bedevi gibi susuzum
Ne kömür gözlerin var burda
Ne de kokun
Gülüşünün çağlayan sesine hasret
Uzun yolun yolcusuyum
Dönüş yok tam yol ileri
Düşmüşüm bir kör kuyunun içine
Aman vermez kuytular
Seher vaktine bağlamışım gözyaşımı
Günü çekerim
Vuslat ederim kendime sabahı
Ağrılarla geldim ağrılarla gidiyorum
Gitme gülüm
Bırakma beni sorgusuz zindanlara
Üstüme gelen karanlığa inat
Işıltılı gözlerindeyim bu gece
Hiç dokunamadığım koklayamadığım teninde...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!