2004 yılının Ağustos ayında Balıkesir’de doğdu, hayata gözlerini açtığında takvim 23’ü gösteriyordu. Küçük yaşlardan beri sözcüklerin gücüne, duyguların iz bırakan titreşimine inandı. Gelişen teknolojinin içinde büyürken, kalbinin derinliklerinde taşıdığı o duygusal kıvılcımlar onu şiire, sanata ve kendini kelimelerle ifade etmeye yöneltti.
Hitit Üniversitesi’nde bilgisayar programcılığı eğitimi aldı. Ancak satırlar arasında dolaşmakla, kod satırları arasında gezinmek arasında bir bağ kurmayı da bildi. Zekâsını teknolojiye, ruhunu ise şiire adadı. Hayatının bir dönemini Litvanya’nın Šiauliai şehrinde Erasmus öğrencisi olarak geçirerek, hem farklı kültürleri tanıdı hem de kendi iç yolculuğuna bir harita çizdi.
Şiirlerinde yalnızca aşkı değil; ayrılığı, özlemi, geleceğe dair umutları ve gençliğin çıkmaz sokaklarındaki sessiz çığlıkları da işler. Kimi zaman çocuk kalbiyle, kimi zaman bilge bir gezgin gibi bakar dünyaya.
İbrahim Can Düven, hem yazılım dünyasında ilerleyen bir genç olarak hem de duygularını incelikle işleyen bir şair olarak, çağının ruhunu kendi sesinden yeniden yorumluyor.
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!