I.bab yaratılış Şiiri - Ahmet Murat Kaya

Ahmet Murat Kaya
33

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

I.bab yaratılış


Başlangıçta ad yoktu.
Ad olmayınca çağırmak da yoktu.
Çağırılmayan hiçbir şey acele etmez.
Evren, kendini henüz tanımıyordu.
Bir aynası yoktu çünkü.
Bakacak göz yoktu,
bakılan şey de henüz yoktu.
Boşluk, bir mekân değil
bir kararsızlıktı.
Olmak ile olmamak arasında
askıda kalmış bir tereddüt.
Tanrılar bu tereddüdün içinden çıktılar.
Bir irade gibi değil,
bir alışkanlık gibi.
Geldiler ama neden geldiklerini sormadılar.
Çünkü soru, düzeni bozar.
Taht kurdular.
Taht, oturmak için değil
mesafe koymak içindir.
Yukarıda olmak
haklı olmak sanıldı.
Her şey ölçülmüştü:
ışığın miktarı,
karanlığın payı,
sessizliğin süresi.
Ama ölçülmeyen tek şey vardı:
adalet.
İşte Prometheus
bu ölçüsüzlüğün içinden çıktı.
Bir yaratım değildi o.
Bir hata da değildi.
Bir fazlalıktı.
Düzenin kabul edemediği türden.
Onda bir huzursuzluk vardı
ama bu huzursuzluk öfke değildi.
Bu, her şeyi yerli yerinde gören
ama yine de “olmuyor” diyen
bir bakıştı.
Prometheus baktı.
Bakmak, görmek değildir.
Bakmak, mesuliyet almaktır.
Tanrıların kurduğu düzeni gördü:
ışık var ama paylaşılmıyor,
bilgi var ama saklanıyor,
güç var ama korunuyor.
Ve ilk defa biri şunu düşündü:
“Bu düzen kimin işine yarıyor?”
İnsan fikri
işte bu sorunun gölgesinde belirdi.
Topraktan bir taslak,
çamurdan bir ihtimal.
Ne dik durabiliyordu
ne eğilebiliyordu.
Henüz secde bile bilmiyordu.
Prometheus eğildi ona.
İnsanla tanrı arasındaki
ilk mesafe böyle kapandı.
İnsan soğuktu.
Geceye karşı savunmasızdı.
Karanlık onun için bir metafor değil,
bir tehditti.
Ve Prometheus şunu fark etti:
Karanlık, bilgisizlikten değil
ışığın bilinçli olarak saklanmasından doğuyordu.
Ateş işte burada bir nesne olmaktan çıktı.
Bir sembol bile değildi henüz.
Ateş bir hak talebi oldu.
Tanrılar ateşi saklamıştı
çünkü ateş,
sadece ısıtmazdı—
aydınlatırdı.
Ve aydınlanan şey
itaat etmez.
Prometheus bunu sezdi.
Sezmek, bilmekten önce gelir.
Bilmek bazen gecikir
ama sezgi hemen yaralar.
Kendi içinde bir tartı kurdu:
Düzen mi daha kutsaldı,
yoksa eksik bırakılan insan mı?
Bu sorunun cevabı
hiçbir kutsal metinde yazmaz.
Bu cevap,
yalnız kalmayı göze alanlara görünür.
Tanrılar Prometheus’a baktı.
Bakışlarında bir tehdit yoktu
ama bir rahatsızlık vardı.
Düzen, ilk kez
kendini savunma ihtiyacı hissetti.
Ve Prometheus o an anladı:
Henüz ateşi çalmamıştı
ama suçu işlenmişti bile.
Çünkü yaratılış,
itaatle değil
itirazla tamamlanır.
İnsan henüz konuşamıyordu
ama titriyordu.
Bu titreme korkudan değil,
eksiklikten geliyordu.
Prometheus,
bu titremeyi dünyaya yetecek
ilk ritim saydı.
Ve kendi kendine şunu söyledi—
yüksek sesle değil,
çünkü bazı cümleler
yüksek söylenirse küçülür:
“Eğer bir tanrı,
yarattığını yarım bırakıyorsa,
o yarımı tamamlamak
küfür değil, sorumluluktur.”
İşte burada
yaratılış bitti sanıldı
ama aslında ilk kez başladı.
Henüz ateş çalınmamıştı.
Henüz zincirler yoktu.
Ama kader, yön değiştirmişti.
Çünkü biri ilk defa
göğe bakıp şunu düşünmüştü:
“Bu yükseklik
gerçekten hak edilmiş mi?”

Ahmet Murat Kaya
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 02:11:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!