Anlat bana hüzün çocuk;
Gökkuşağı var mı senin ülkenin semalarında?
Hani yağmur sonrası güneş ışınlarının buhara değmesi var ya,
Hani salıncak kurar ya gökyüzüne
Ve dünyadaki tüm güzel renkleri katıp haresine,
Tahtında oturur bir sultan edasıyla.
Anlat hüzün çocuk gülüşler var mı senin ülkende?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




öyle bir dünya varmı? bilmiyorum! ama öyle güzel bir ütopya resm edilmiş şiirinizde insanın yüzüne düşen bahar yağmuru gibi.Tebrikler candan
şiir sözlüm mükemmel bir şiir okuyucusuna sarıp sarmalayan kendini unuturmuyacak kadar içli yazlımla donanımlı değerli bir eser olmuş kutlarım
hayatın anlamıdır çocuk. bir çok saf duygunun dergahıdır. çocuklar mutsuzsa gelecek umutsuzdur. ne ekersen tarlaya onu biçersin. özgür duygularla sıfır kaygılarla büyümeli çocuk. korkular uzak olmalı düşlerinden. o zaman geleceğimiz ışıl ışıl renkli olur. kutlarım anlamlı güzel şiiri yazan yüreği.
kutluyorum Nimet Hanım,
etkileyici ve güzel anlatım.
nicelerine
bir yerlerde aniden kaybolup giden ve bir daha dönüşü olmayan o büyülü sokak değil mi geride bıraktığımız çocukluk.. usulca gelen dalgınlığın rüzgarında savurduğumuz o geçici mutluluk değil mi.. hani hiç büyümesek.......kutlarım nimet hanım.. teşekkürler şiire..saygılarımla..
Hüzün Çocuk
Anlat bana hüzün çocuk;
Gökkuşağı var mı senin ülkenin semalarında?
Hani yağmur sonrası güneş ışınlarının buhara değmesi var ya,
Hani salıncak kurar ya gökyüzüne
Ve dünyadaki tüm güzel renkleri katıp haresine,
Tahtında oturur bir sultan edasıyla.
Anlat hüzün çocuk gülüşler var mı senin ülkende?
Hani ilişir ya insanların gamzesine,
Bir kır çiçeği gibi katmerlenir ya, salar kokularını bahar bahçelerine.
Hani kelebekleri çeker ya kendine,
Bir çocuğun ellerinde gider ya anneler günü armağanı diye.
Susma söyle hüzün çocuk; coşkular var mı senin ülkende?
Annesini gören çocuk mutluluğuyla
Çocuğunu emziren anne
Evine gelen baba
Hani başarılan bir işin sonunda bir çığlıkla çıkar ya yürekten;
Dostla içilen kahve keyfiyle,
Sevgiliyle izlenen gün batımı seyrinde ansızın çıkar ya bir köşeden,
Hani bir akşam yemeğinde kadehten süzülen şarapla kana katışan,
Coşku işte!
Bütün bunlar yoksa ülkende sen hep çocuk kal hüzün çocuk
Sakın büyüme!
Nimet Öner
MUHTEŞEM EVET BU ÖZGÜRLÜKLER YOKSA ÇOCUKDA OLSA BÜYÜKDE OLSA DEYİŞEN BİŞE YOK KEŞKE HEPİMİZ ÇOCUK OLARAK KALALIM TAM PUANLA SEVGİLER SUNARIM
Yüreklerden çocuk masumiyeti
ve bir o kadar da sevinci hiç eksilmesin Nimet hanım..
Kutluyorum..o güzel yüreğinizi ..
Kaleminiz elçilik etsin her daim.. Sevgiler selamlar ++
Susma söyle hüzün çocuk; coşkular var mı senin ülkende?
Annesini gören çocuk mutluluğuyla
Çocuğunu emziren anne
Evine gelen baba
Hani başarılan bir işin sonunda bir çığlıkla çıkar ya yürekten;
Dostla içilen kahve keyfiyle,
Sevgiliyle izlenen gün batımı seyrinde ansızın çıkar ya bir köşeden,
Hani bir akşam yemeğinde kadehten süzülen şarapla kana katışan,
Coşku işte!
Bütün bunlar yoksa ülkende sen hep çocuk kal hüzün çocuk
Sakın büyüme!
Özellikle final muhteşemdi sevgili Nimet hanım. Bırakın büyüsün çocuk. Büyümezse hüzünlerle başa çıkamaz. Büyüsün ama, ,ş,indeki çocuğu hiç büyütmesin. Yüreğinin bir yanı hep çocuk kalsın...Kutladım Sevgimle...
'Büyüme!'
İyi de büyür işte... Elde değil ki...
Kimi nazenin ellerde, kimi 'saçak diplerinde...' Kimi tüm hazları alması gereken bir kucakta, kimi de ödünç salıncaklarda...
Aslında doğumla başlar, nerde, nasıl, hangi şartlarda büyüyeceği insanın... Kendi seçimimizle değil...
Zor şartlarda büyüyüp, insanlık mertebesinin iyi yerlerine ulaşanlar nasıl varsa; tersine durumlarda vardır...
'Hüzün Çocuk' konmuşsa adı, sanırım büyüdükten sonradır... Yoksa çocukla yan yana getiremiyorum ben hüznü... Ona tebessüm yakışır, şartlar ne kadar ağır olursa olsun...
Yaşama eleştiriydi şiir... 'Büyüyen bir çocuk elinden' çıkmış...
Kutlarım şiiri ve sizi Nimet Hanım..
çünkü büyüdükçe mutsuz oluyor insan,çocuk yüreğiyle kalabilmek ...kalmalıyız aksi taktirde yaşamak zorlaşır,devamlı toplum içinde olan bizler zaten her gün gördüğümüz manzaralarla çöküntüye uğruyoruz insanlarının değiştiğini görüyoruz değişmedilerde biz mi yeni gördük yoksa? Sn:Öner dizeleriniz arasında hüzünlendim ben de çocuk yllarımı özlemle andım,baba evinde ne mutluydum ben o mutluluğu ve ev düzenini annemle babamın birbirlerine saygısını bağlılğını,sonrasında göremedim ve göremiyorum da toplumumuz gün geçtikçe değerlerini kaybediyor,çocuk kalmak mümkün değil bari çocuk yüreğimizi koruyalım kimseye zarar vermeden hayat yolculuğumuzu tamamlayalım inşallah...yüreğinize sağlık.
Bu şiir ile ilgili 24 tane yorum bulunmakta