Hüzün, gökyüzünden toprağa kavuşma özlemiyle koşan su zerrecikleriyle gelen, ılık bir eylül aksamında kapıma dayanan bir eylül yağmuru...
Düşüncelerim hüznüm kederim yaşantım ve ben... benliğim... sürekli hareket halinde, sahile kavuşmaya çalışan fakat her tutunuşta kopup geri dönen deniz dalgası gibi...
Sahil... az da olsa dalganın yalnızlığını gideren, ama hiç bir zaman kavuşamayan dalga, ömrü hep gelgitleri beklemek...
Üşüyorum dışarıda yağmur sesi kalbimin kapakları üzerinde dans ediyor sanki içimdeki hüzne inat şen kahkahalar atıyor. Oysa ben karanlık zihnimin içinde kayboldum, bir ışık, bir umut kapıma bir eylül yağmuru ile gelen...
Elimde bir fincan cay yanında iki seker yağmurun toprağa kavuşmasını seyrediyorum peki ya sen! hüznümü bile paylaşmaya kıyamadığım, kalbimi söküp almana rağmen gönül koymadığım sen... Nasıl bu kadar zalim bu kadar acımasız ve gerçeğin en acı yüzüsün...
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




güzel dizeler...tebrikler.....atıl kesmen
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta