İnsan hayatta başlıkları çok kolay belirleyebiliyor. Anlatırken hayatındaki sülietsiz kahramanlarına, bir lakap takmayı unutmadan geçemiyoruz. Günlerin, haftaların, hatta tüm anların ki, bunlara rüyalarında yaşadığın bile dâhil, yani tüm yaşananları dökerken kirli bezlerine, istemediklerini anlatırken, renkli, parlak ve uçucu kısacık başlıklar atıp geçiyoruz asıl konunun betimlemelerine. Kader, iste tam burada çıkıyor insanın karşısına. Kısacık bir isim oysaki ama o rüyalarında yaşadığın o üç saniyelerinle bile hesaplanarak yazılıp dökülse kitaplara yetmez sana bütün kütüphanelerdeki okuduğun insan hayatları. Çünkü en sonunda, bak, sana kocaman bir ömür ile çıkar karşına. Bir kere adına dönen şans topunun yazısı düşerse yuvasına bir daha asla silemezsin alnından alın yazısını. İşte o an anlarsın alın yazısı nedir ve bu kütüphanede hangi başlıkla yaşadığını. Bu, senin alın yazın. Adının önemi yok. Çünkü o isim senin değil, sen sen değilsin. Sen alnında yazan yazının alt satırlarındasın. Yeni bir başlık atamazsın sana yazılmış kitabın satır aralarına. Sen sadece okuyabilirsin. Adın bazen Kenan olur bazen Serdar ama bunların önemi yok yaşadıklarını anlatırken. Bir başlık seçersin, en sevdiğine kendini anlatırken. Kendini koyarken ortaya çırılçıplaklığınla, utanırsın kendinden adına söylediğin isminin serdar olduğuna. Anlatırken kendini en sevdiklerine, evinin duvarındaki çatlağa kadar anlatırsın ya hikâyeni, sana yardım etsinler diye. Çünkü çaresiz kalır, yapamazsın tek başına yardım almadan. İyi ve kötü, anlatılmak için sıraya girerler kafanda önce ben önce ben diye. Çaresizliktir insanın kendi kendini hançerlemesi düşmanın karşısında. Utanır, adını söyleyemezsin benim adım Kenan diye. Senin adın Kenan değil. Kabullenirken adının ne olduğunu, açarsın gözlerini şöyle bi yattığın yerde, kafanı kaldırıp bakmak istersin ben nerdeyim diye, işte o an anlarsın kafanı çarptığında tabutun tahtalarına adının ne olduğunu. Ne Kenan'lar ne Serdar'lar yazılır isim diye mermer taşlarına bu senin yattığın yerde. İşte ne okumakla biter bu ismin manaları nede saymaya yeter senin gibi kaç kişinin ismine kazınan taşların altında yatanları.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta