Sanki keskin bir kılıç gibi gözbebeklerine yansıyan perişanım
Öyle bir kasırga ki tümcelerimi anlatmaya yetmiyor fermanım
Beşikteki bebekten farksızdır dilimdeki hayratım
Deniz fenerinin selektörleri gibi ara ara ciğerime çektiğim derin hissiyatım
Herdaim yokluğunda silüetini görmek için kapattığım gözlerim matem rüzgarının girdabından kurtulmak için kendiliğinden kapanıyor çünkü kaldım sadece benliğimle bi çare hüsranım
Sevdiceğim kalmadı göz yaşlarım perişanım
Kula kulluk etmek mezhebimizde yok mezhebimin son treni istasyondayken sar kollarını boynuma bir garip perişanım...
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?
Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?
Devamını Oku
Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?
Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta