Hüseyin Çetinkaya 2 Şiirleri - Şair Hüse ...

0

TAKİPÇİ

Genç yaşlardan itibaren yazı ve şiir yazmaya meraklı ellilerinde bir garip

Hüseyin Çetinkaya 2

Hatalar yaptım ama yapmamış gibi davranmadım.
Dinledim, ama çok az dinlendim, az anlaşıldım,
pek rastlanmadım başrollerde
kuşatıldım, kullanıldım anladım ancak karşı koyamadım
Ateşi çıkan günahlarımın üstüne buzdan soğuk bedeller koydum
Yeni suskunluklar biriktirdim döküntü sözcüklerimin üstüne

Devamını Oku
Hüseyin Çetinkaya 2

Dinliyor musun? sana öfkelenip söylenmek geldi içimden
Sonra tekrar barışmak, sımsıkı sarılmak..
böylesi daha güzel..
Her zaman küs değil, barışık değil her zaman.
Mavi gökyüzü ,ışık hüzmeleri, paha biçilmez gül bahçeleri,
çamurda büyüyen nilüfer çiçeklerinin güzelliği,

Devamını Oku
Hüseyin Çetinkaya 2

Bazen söylemek sırası gelmiş hissedersin birdenbire. Bıraktığın ayak izlerini takip ederek yazarsın yüreğinden gelenleri sayfalara sayfalarca. Başka yitikliklerde hapsolmasın diye yaşadıkların onun için yazarsın, senin için yazarsın.
Çember çeviren çocuğun sevinci olursun aklına düştüğünde yüreğinden geçen kuyruklu yıldız. Ama bilirsin, yokluğunda sessizliğe ve sarıya bürünmüş içinin kışı yaklaşmaktadır ve beklersin yine de deniz kararıncaya, kül rengine dönünceye, yapraklarının kendini sessizce gömünceye dek. Dalgaların allak bullak ettiği sulardan dönerken karadan birinin el sallamasını bekler gibi özlem dolu olur gözkapakların. Ömrümü al diye haykırırsın, yeterki rüyalarımı ter içinde koma. Cesaretimi al dersin yeter ki beni sensizliğin sükunetinde bir başıma bırakma.
Gizem dolu bereketli topraktan, salkımları işleyen gülleri bezeyen topraktan geliyor dersin sana özlemim. Öyküler anlatmak istersin alacakaranlığın kıyısında güzel, uysal hüzünle dolmasın diye. Bir kuğu bir ağaç ne bileyim neşeli bişey anlatırsın üzümlerin olgunlaşma zamanlarında… balıkçı ağının suyu bıraktığı gibi titretir sesi içindeki coşkulu, arzulu ve neşeli kelimeleri. Ve sonra inatçı, utangaç ve adını henüz bilmeyen çocuk oluverirsin tutunca birden ellerini.
Tek bir zamanı gösterir onun bir parıltılı bakışı, haykırırsın ,sen en son dakikasısın yaşadığım mutluluk anının diye..
İçinde hemen şuranda belki de bin yıldır tutsak kalmış kuş gibi salıvereyim istersin içindeki heyecanı ve düşercesine izin ver ineyim istersin ruhunun en derinlerine, kaybolayım öylece..
Özlersin.

Devamını Oku
Hüseyin Çetinkaya 2

Gelenler var geçmişteki anılardan uyan hadi uyan. Hiç heveslenme pencereden ışığın sarkıyor içeri alacaksın çoğunu hem de sabaha çok var, kargaşa, sis, pus yakın. Kimse gelmeyecek iyi bir konukluğa, yalnızlığnı almaya sırt vermeye.. Korkarım hiç boş yerin yok. Alışkanlık edindiğin kaçmak işe yaramayacak.Sızlanmayı kesip misafir edeceksin hepsini, uykun kaçacak, kıskıvraksın belli. Rahatsız olma keyfine bak bile diyeceksin gönülsüzce. Parmağındaki dikenler dokundukça hepsi bir sızlamaya başlayacak
Olmak isteyipte, hayal edipte olduğun şey arasında sadece boşluk gökimse gelmeyecekreceksin Anlatılanları dinleyeceksin tek tek kıpırdayamadan Benim için iyi neyin var bile diyemeden. Terazisi sende olmayacak uğradığın adaletin. Tohumları toprak tutacak içindeki zehrin sabaha yakın saatlerde. Süt beyaz tebessümünün sonunda ağlamaklı olacaksın Küsünce herkese yine kitaplara sığınacaksın derine itecek ve nazik bir dil kullanmayacak bir düzine hatırladıkların.
Su toplamış parmaklar gibi dokunamayacaksın yaşanmışlıklara. Hangi cümleye baksan, hangi sayfayı çevirsen yine aynı saati gösterecek. Trenden senden başka inen olmayacak karanlık bir durakta. İncinmiş keder kelimesi gibi sevenin olmayacak acısında geçmeyince. Kızıl kahve saçları gönül verdiğin de onunla hiç tanışmadık diyecek belki.. Onuruna aldığın yaraya kendin yol açmışsındır ya da Mevsim normallerinin altında kalmıştır güven duyduğun her sıcak iklim

Devamını Oku
Hüseyin Çetinkaya 2

Geniş coğrafyalı iklimlerin kuru havalarında okyanuslarda yakut yüklü gemileri götürür rüzgâr sarmaşık kokulu limanlara. Yalnızlığın o korkunç yüzü aniden beliriverir leylaklı gecenin tepelerinde.
Gökyüzün mermer yüzü bir tuval gibi işleniyor kimliksiz barakalara, ıssızlığın rengi gri, tenime yapışıyor üşüyorum. Sessizlik ordu ordu üstüme geliyor üşüyorum, birden ayak seslerimden korkuyorum kaçıyorum sonra. Küçük zeytin ağaçları dallarının arkasına gizleniyorum.

Devamını Oku
Hüseyin Çetinkaya 2

Hüzne alıştım. Bu yüzden severim sonbaharın griliğini. Yavaş yavaş çekerim içime sigaranın dumanını,ağır ağır yükselen mavi beyaz dumanı seyrederim usulca…birden aklıma umarsızlığım gelir,gün ortasında hayatın dehlizlerinde kayboluşum..sonra sürgüne yollanmış şair yüreği gibi küskün ve suskun olurum. Eski heyecanlarım geçer gözümün önünden, korkarım endişelenirim ve çocukluğumu yeniden yaşarım o tozlu silik dünü. Yavaşça gülümserim..
Yalnızlığımın seyir defterinde seyyah olurum, düşünden başka gidecek yeri olmayan garip bir seyyah. Şimdilerde bilineni olmayan cümle gibiyim öznesi kayıp. Yorgun ve titrek sesim birleştirmek için derman arar bir akşamüstü serinliğinde durmadan. Resimdeki hüzne bakınca firari gözyaşım gizlice süzülür yanaklarımdan tutamam.. Sonra bir parça serinletebilmek için yüreğimin yangınını, naftalin kokulu sevinçlerimi çıkarırım. Sarılırım sevinçlerime sımsıkı. Sonra yerine koyarım hiç incitmeden usulca.
Bir şeyleri kazanamamanın, başaramamanın kavgasını yaparım kendimle, tam savunmamı verirken içimdeki ben ansızın kör olur, sağır olur dilsiz olur anlatamam. Anlatamam sadece iç çekişlerde kalır özlemlerim.
Yalnızlığım büyüdü içimde yalnızlığım çiçek açtı. Yalnızlığım bir tabut sessizliği gibi sır dolu. Bilinmeyen bir felsefe kadar gizemli. Yalnızlığım yağmura sevinemeyen kuş kadar üzgün. Artık o en çok sevdiğim türkünün sözlerini de unuttum. Aklımda kalan bir nakarat sadece. Şimdi artık aklımın sadık dostları acı endişelerimi ağırlıyorum bir de ihanetleri yüreğimin misafirhanesinde,sadece onlar zaten randevusuna sadık kalanlar..
Yüreğim kıpır kıpır beklentilerimi özlediklerimi özledim ama yine ulaşamadım. Bir pencereden bir pencereye uzattım elimi, elimi salladım uzanıp sarılıp kavuşmak istedim ama uzanamadım. Ağladım…
Şimdi gözlerim bedbin bakıyor alabildiğine cömert alabildiğine namuslu gökyüzüne. Şimdi sabahın dinçliği vuruyor yaşlı yüreğimin sabahı arzulayan duvarlarına. Yüreğim kılavuz arıyor görünen köye,her acının ertesinde iyi niyetli ama netameli bir gün daha doğuyor,güneşi doğuran yanık ufka değil serzenişler sadece kendime..

Devamını Oku