Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.
Ayların sırtında yıllar taşındı,
Devamını Oku
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.
Ayların sırtında yıllar taşındı,




Mutsuz kente mutlu yağmurlar yağıyordu,
Aylardan bir deli zemheri,
Canım yanarken gözler gördüm sanki yangın yeri. Elveda bedenden bedene yollandığım günlere,
Elveda beline sarıldığım güzellere,
Elveda memur çocukları gibi zor terk ettiğim kentlere. Gittim ben sonsuzluğa, sorgusuzca gittim,
Seni martılara emanet ettim,
Islak, yorgun, huysuz martılara…
Bektaşi tekkesinde deyiş okudum,
Okudukça sana dokundum.
Yangın yeri gözlerine yüreğimi açtım.
Ben Yalova'dan bir öğretmen,
50'sine yeni bastım.
Gözlerim gözlerine akmak ister,
Sen ister gizle ister göster.
Gözlerimden başka göze gitme,
Gidersen de sevme, seversen de delirtme.
Beni incitme,
Kapatma gözlerini gözlerime.
Sana derdimi kaç satırda anlatırım,
Kaç bahar dayanırım yokluğuna,
Yumuşak hünerli ellerini nasıl bırakırım sabah karanlığına.
Dumanlı dağlarda mavi güvercinli hatıralarım,
Yeşil dallarda kızıl kirazlarım,
Meydanlarda söylensin şiirlerim şarkılarım,
Varlığın yıldız yangınları aydınlanırım,
Yokluğun iri soğuk yağmurlar ıslanırım,
Seni 100 dilde kıskanırım.
sayfalarda tek noktadır benim varlığım
sondan gelirim bu yüzden dargınlığım
kalemin rüzgarından korkmam
ben alışığım karalanmaya
gül ateşte yanar mı?
can savaşta kanar mı?
sözlerin bedeni acıtır
büyük hasarın küçük izi kalır
bakışların aklımda bir kargaşa
içimdeki benimle saç başa
dinlemem
faydasız bana her telkin
biliyorum
soluyor tenin
ah deme yersiz kalır
ellerim yalnızlığımızı alkışlarken
bana öyle bakma
takvimler bizi sensizliğe götürürken
zaman silmedi, silemedi
kuru güllere bıraktı gitti
kulaklarımda onlarca yemin
iltifatlar sen git diye mi?
parçalar eksikti
şiirlerin sensiz kısmında
dudaklarım kesildi
ve ben tektim
ben soluyorum
haberin yok ölüyorum
ben de söneceğim
her sigara gibi
ben de öleceğim
her insan gibi
konuşmayacağım
susacağım
siz de konuşmayacaksınız
zaman geçecek ve yalnızlık kapımı çalacak
benden kurtulacaksınız
ben de serpileceğim
her tohum gibi
ben de eseceğim
her rüzgâr gibi
elime adressiz bir kağıt verecekler
bunun peşine git diyecekler
ağzım yüzüm kan revan içinde
kaldırımlara caddelere sokaklara karışacağım
sokakların tenhalığında
ben yine seni seveceğim
ahlaksız ve edepsiz
küfürler geçti dilime
meğer asıl onlar yaralarmış
insanı
"lisanı pis olanın hayatı boktan kurtulmaz."
derler.
kar tanesinin beyazı gibi
bir şeker verdiler
tadına baktığımda
yaz vaktinde güz gelebileceğini anladım
beynim beni bıraktı gitti
onsuz da gülmeyi tattım
baharın gelmesini bekleyeceğim
artık
seni görmek için
bakarsın belki de ben de gideceğim
sevgilim
seni seviyorum diyebilmek için
gözlerimi kapatacağım
ve iradem ellerimden kayıp gidecek
bakarsın ben de öleceğim senin gibi
sevgilim
günlerin ayların arasında
amansız bir şekilde öleceğim
bir ağacın gölgesine sessizce
ve kimsesizce gömüleceğim