Sen beter aşklarımın ötesi
Ablukaya alınmış gözlerinde kendimi göremediğim
Sevdam
Davam
Sol yanımdaki sancım…
Sen sırılsıklam güz yağmuru altında
yanağında illegal bir öpücük sıcaklığı
firari gecelere özlem duyan
hudutsuz acılarımın membası…
Sen ecdadına küfrü bastığım
olur olmaz vakitlerde
oysa ‘aferin’siz bir çocuk küskünlüğü benimkisi-
Üç-beş nöbeti şiirlerde adına rastladığım
Filintası kayıp bir çoban çaresizliği azıcık
Gülüşünde gül(le) ler açan
İhanetim
Kırgınlığım
Sol yanımdaki hançerim
Sen heybesinden yılanlar devşirdiğim
Yüreğin her daim ihtilal arifesi
Mehtaplarda ellerine susadığım
Sensizliğim
Sessizliğim
Sol yanımdaki suskunluğum
Sen pastörize bir şehrin ücra sokaklarında
Saçlarında bir başkasına ait parmak izleri
Sehpasını ellerimle çektiğim sevdamın celladı
Ötesi yalan, hurda bir aşkın sahibisin.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta