İsli duvarlarımız vardı bizim
Yazın bembeyaz kireç kokusu
Kışın ise;
Rutubetli duvarlarımız .
Köşede bi somya,
Üzerinde dört minderimiz ,
Senleyken seviyormuşum kendimi.
Senleyken kıymetliymişim,
Senleyken değerliymiş nefesim,
Gözlerimdeki inciler.
Gözlerime baktığında,
Bakan gözler senin ise o zaman güzelmiş koyu kahve gözlerim.
Sevmek için dokunmaya gerek yok!
Belki bir anı parlar gözlerimde
Belki biraz hüzün,
Belki buğulu bi cam.
Yıpranmış cüzdanımda fotoğrafın
Ama Yıldız gözlerin parlıyor hâlâ
Sanki bahar gelmiş Ocak ayında.
Sanki rengarenk çiçekler açmış bahçeler
Kokuları birbirine karışmış gibi bütün çiçeklerin.
Tarifsiz bi koku bu.
En güzel,
En kaliteli,
Gözünden yaş akarken geliverir
Bi çift papatya mucizesi
Kırlar ,dağlar , gönüller aşmış
Şimdi sana gülümsemeye geliverir
Ve öyle bir anda gelir ki iki dakika önce ölümü düşünmüşken
Fazlalık görmüşken hayatta kendini ...
Bilmemek,bilememek ne garip şey
Tanımamak , tanıyamamış olmak
Tam. Tamam derken
Tamamlanmamak.
Eksik gibi bir şey
Biraz az , biraz çok
Benim derdim derdim büyük.
Ne akla sığar, ne gönüle.
Dünya dar geliyor bana.
Aklımla gönlüm arasında dantel işliyorum...
Dur! İmam efendi dur!
Beni unuttun.
Eksik kalır hep sol yanım...
Ne doldurmak isterim,
Ne de kabuk bağlasın...
Kanasın, kanasın...
Hemde öyle bir kanasın ki,
Ölümüm sol yanımdan olsun.
Hadi uyuyalım...
Sen yatağın sağına, ben soluna.
Yada dur dur, bi sigara yakalım yatmadan önce
Bütün renkleri,
Yeşili, maviyi, beyazı yakmadan önce.
Dur, söz etme söyleme çıkmasın ağzından,
Tek Kadın Severim.
Ağlayan kadın sevmem ben.
Ota, çöpe ağlayan kadını hiç sevmem.
Kadın dediğin;
İncilerini yüreğine akıtır.
Dimdik durur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!