Hükümdarım, hükümdarım,
Hükmünü ver hükümdarım.
Ben bu hükmü hiçe saydım,
Hükmünü ver hükümdarım.
Kime ne hüküm edersin,
Hep mazlumları ezersin.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hüküm verme işini bir hükümdara bırakan toplumlar teokratik, despotik, baskıcı rejimlerin önüne geçemezler. Aklı başında, toplum için geçerşi politikacılar neden ortalıktan çekildiler ? Şantaj, tehdit ve baskı yüzünden.. nice aydınlar kurşunlandı bu ülkede...
Boşverdim hükümdarı 'TOPLUMLAR LAYIK OLDUKLARI YÖNETİMLERLE YÖNETİLİRLER'
Bizim toplumumuz basiretsiz yönetimleri işbaşına getiriyorsa asıl bunun nedenlerini düşünmek gerekir; hükümdardan ferman bekleme yerine!....
Hükümdar hükmünü verebilse.Herkes bana neci olmuş, direnenleri de nasılsa dinlemiyarlar.Olan yine biz sade vatandaşa oluyor.
Kutlarım.Tam puan.+Ant.
küçük insanlar büyük işler başaramazlar, sadece başarır görünürler.. yozlaşmayı anlatan hoş bir çalışma olmuş..
saygılarımla
SEVGİLERİMİ SUNUYORUM....
BU GÜZEL DEYİŞLERE....VE O YARALI YÜREĞİNE SAYGILAR.
Allah'ın ayetlerindeki anlamlar açık ve seçiktir. .
'Onlar başları sıkışınca Rabbine yönelerek bizi kurtar derler.. Ancak rahatlıklarında hiç anmazlar.'
'Onlar zalimler kendilerine zulmederlerken, onlara karşı çıkmazlar. Çıkarlarında onlara uyarlar. Ancak işlerine gelmediklerinde, cnları yandığında Rabbim bizi kurtar derler'
'Andolsun ki, toplumlar ancak layık olduğu şekilde yönetirler'
'Biz onlara gerçekleri açıkladığımız halde, onlar gerçeklerimizden yüzlerini çevirdiler. İnançlarını ve hayatlarını çıkarlarına göre kurdular.'
'Andolsun insan inancından çok kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitmektedir. Halbuki ona akıl, muhakeme ve tefekkür gücü verdik ki, akıl edebilsin, düşünebilsin. Ama onlar asla düşünmezler. Sadece çıkarlarında Allah'a yalvarırlar.'
Evet Allah'a inancına göre yaşamayarak zalimleri başına dikenler, zulmü yaşamaya başladıklarında sanki Allah hizmetçileri veya badigartlarıymış gibi yardıma çağırırlar.
Niçin?
İnsanların bugün şikayet ettiklerini dün alkışlayarak başlarına göndermiyorlar mıydı?
Elinize gönlünüze sağlık.Ne güzel ifade etmişsiniz.
Sevgi ve saygılarımı sunarım.
haklısın şairim , hükmünü vermek için hükümdar olmak lazım ama. bunlar, başkalarının maşası. artık ben onları ALLAHA da havale etmiyorum çünkü o bağışlayıcıdır, affedicidir. onlar şeytanlarından bulsun. bu halka böyle riyakarlık ettikleri için. hükmü budur. eline sağlık. tam puan.
Suat bey bende ,azçok okuyan araştıran insanlar sizin gibi yazıyor, çiziyor ama halkımız neden anlamıyor ,gerçekleri görmüyor bunu anlamıyorum.Ben 50 yaşıma geldim, kim halka zulmettiyse maddi, manevi onu tekrara tekrar iktidara taşıdık.Nerde zafiyet bir bilebilsek.. Çok güzel hareketler bunlar demek geldi içimden .Saygılar...
eyvallah üstadım eyvallah.. bıkmıştık aşk meşk şiirlerinden devam efendim devam..saygılar
Sizi kutluyorum.böyle toplumsal şiirlere devam ediniz. Mümkün mertebe politikaya girmeden. toplumun buna ihtiyacı var.selamlar.
Bu şiir ile ilgili 88 tane yorum bulunmakta