Gözünde ki bir tek yaşı
Hicranımla boğarım ben
Dertsiz gördü mü o başı
Sanki tekrar doğarım ben
Gözyaşın olmasın heba
Davetiye on gün önden verilir
İkramı bol olur Avşar düğünü
Cumanın ardından davul vurulur
Geçidi yol olur Avşar düğünü
Bayrak ekmeğine toplanır canlar
Vuslatın yollarını,
Yoklayarak gel gayri.
Sevdanın güllerini,
Koklayarak gel gayri.
Kasaveti savunca,
Bir ayrılık saati geldi çattı güzelim…
Kalmasın gözlerinde hicranın kırıntısı
Kader bizi gurbete aldı attı güzelim…
Kalmasın sözlerinde hicranın kırıntısı
Bakma öyle ardımdan boynu bükük, hüzünlü
Derviş’in fikri neyse, zikri de o olurmuş,
İnsanlara yaftayı vurmadan önce düşün.
İçinde hinlik olan, herkesi bir bilirmiş,
Gel şu insan kalbini, kırmadan önce düşün
Güzel düşüncelerle, sarıp sarmala kulu,
İnsanlığa vefaya zinhar ki inanmazdı!
Kendi uçurumunu kendi eliyle kazdı!
Ebediyen saltanat sürecekti hesapta!
Tarih kimleri gördü, tarih kimleri yazdı!
Bir merdiven başında veyahut ki sokakta
Bakışıp ta kaçışan gözden utanıyorum
Boyu bir kaç karışlık tülden ince etekte
Namusunu saklayan kızdan utanıyorum
İnsanın ar damarı narin inceden ince
Sararmış başında ak duman tüter
Geldi mi hazanın kışın yaylalar?
Bulutlar dolanır, gün erken batar
Kaybolmuş tavşanın, kuşun yaylalar
Hani arıların, hani balların?
Koklamaya doymadığım gülüme
Harlar değer, solar diye korkarım…
Gözyaşımla suladığım dalıma
Atmacalar konar diye korkarım…
Felek uzak etti bize yakını
Dinle şu sözümü, yabana atma,
Yaşama, zalime kul olacaksan.
İstemem yükümün ucundan tutma,
Eğer ki namerde çul olacaksan.
Çakallar aslanın izinde gezer,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!