HRANT’A AĞIT
Bir ölü yatıyor sokak ortasında,
vurulmuş, upuzun yatıyor.
Ne haram yemiş
ne cana kıymıştı;
bulanmadan,
donmadan akmıştı.
Yatıyor toprağı kucaklarcasına;
ayağındaki tabanları delinmiş
ayakkabılarıyla.
Zanaatkâr bir halkın evladı
Hrant yatıyor.
O halk kı…
Vurulduktan sonra,
kovulduktan sonra,
kırıldıktan sonra;
geride bir nalbandı dahi
kalmadı ülkenin.
En güzel taşı işleyen onlar,
en güzel şarabı mayalayan onlar.
En güzel hanları,
hamamları,
kasırları,
pınarları
onlar yaratırlardı.
Toprağın dilini bilen onlar,
bakırı oya gibi işleyen onlar.
Hrant’ın o halkı bitti;
Hrant öksüz kaldı.
Anası öldü,
babası öldü;
Hrant öksüz kaldı.
Kayıp etti birçok yoldaşını
Hrant öksüz kaldı.
Kırmadı boynunu
çaresiz öksüzler gibi.
Kartal kanadı gibi açtı kollarını;
aldı kollarının altına
kendinden daha öksüzleri.
Kanayan yürekleri,
yarasını sardı;
sevgi ile,
barış ile,
umut ile.
Öylesine bastı ki ülkenin toprağına,
ayakkabılarının tabanları
parçalanırcasına.
Cesur mu cesur,
yiğit mi yiğit.
Haykırırdı
avazı çıktığı kadar:
“Bu ülke benim,
bu toprak benim;
örtülmesin bu toprağımdan başka
toprak üstüme.”
Vurdular Hrant’ı.
Güvercinleri
öksüz koydular.
Hrant sustu.
Hrant susturuldu
Yüz binler yürüdü
hep bir ağızdan bağırdılar:
“Hepimiz Ermeni’yiz,
hepimiz Hrant’ız!”
Sonra…
Yüz binler sustu,
selama durdu.
Bir çift kanat çırpıntısı duyuldu.
Bir çift beyaz güvercin
Hrant olup
kanat çırptı
Ağrı Dağı’na doğru.
Ardından
yanık bir Ermeni ezgisi duyuldu:
“Sarı Gelin” diye
Çile CenbeyKayıt Tarihi : 4.2.2009 14:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ağıtır Hrantta ağıt




TÜM YORUMLAR (3)