Kuşluk Vakti Şiiri - Esma Özdemir

Esma Özdemir
260

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Kuşluk Vakti

Horoz ne kadar uzağa giderse gitsin
Doğduğu çöplüğü ararmış yine de..!
İnsan da nerede yaşarsa yaşasın
Büyüdüğü yeri arzu eder mutlaka!

Sabahleyin
Kuşluk vaktiydi
Çiçeklere su verirken terasta
Bunu düşündüm biraz.da...
Su teknesinin kıyısına birden
İki serçe gelip kondu.
Rakı içer gibi adeta
Başlarını geriye atıp
Yaramazlar
Bir dikişte içtiler suyu!
İki fırt çektiler
Sırayla
Pırrr... diye uçup
Gittiler sonra...

Kuş sesini
Çeşme sesini
Yağmurun sesini
Ve artık ne varsa
Müjdeleyen
Baharın gelişini...
Musluktan akan suyun
Tekneye dökülürken çıkardığı
O sesin
Ahenkli melodisini..!
Suyun şırıltısını
Kuşların cıvıltısını
Ağaçların rüzgârda
Savrulurken bıraktığı o
Yaprakların hışırtısını...
Bir ilkbahar senfonisi gibi
Uyum içinde
Doğanın bütünüyle uyanışını
Bu sabah üzerine eğilip
Su verirken onlara...
Saksıda, yeni yeni filizlenen
Güllerimin yapraklarına
Bakarken canım...
Ne kadar çok özlediğimi farkettim
Onları bir anda!
Umutların yeşermesi gibi yeniden
Anlıyor musun?
Taze bir fidanın dalında...

Bizim çatı katının terasında
Bir musluk vardı...
Ben de altına bir leğen uydurdum
Plastiktikten...
Kimi zaman seramikleri temizlerken
Çiçekleri sularken bazen de
Bu beş- on dakikalık süreçte işte...
Musluktan aşağı süzülen
Suyun sesini dinlerken
Kendimi, köyümüzde...
Çeşmeden bakraca su doldururken
Çocukluk günlerime doğru giderim.
Veya çıplak ayakla
Yuvarlak, büyük ve kaygan
Pürüzsüz taşlara basarken
Derenin içinde keyifle
Yürürken hayal ederim.

Düşünsenize..!
Hayal etmek...
Ne kadar da kolay gelir insanoğluna!
Öyle değil mi?
Hayalleri ondan ne kadar uzak olsa da!
Kiracısı olduğumuz bu evin
Kuş yuvası terasında...
Ah canım!
Tıpkı, kiracısı olduğumuz
Bu fâni dünya gibi..!

Acaba, diyorum şimdi
Sadece benim gibi köyde
Doğa ananın kalbinde doğanlar mı
Bu kadar sever su sesini?
Yoksa diyorum
Şehir çocukları da
Benim gibi hissederler mi?
Ya da asıl mesele
Köy veya şehirde
Doğmuş olmakla alâkalı değil mi?
Her insanın doğasında
Bilinçaltı düzeyinde yaşayan
Bir taş devri
İnsan fenomeni mi var yoksa?

Avdan sonra mesela
Odun toplayan
Ateş yakan
Yemek pişiren, derken
Dinlenmek için
Mağarasına çekilip uyuyan
Ve kan ter içinde uyandıktan sonra
Koşup hemen az ötede
Yirmi, bilemedin otuz metre ileride
Şırıl şırıl akan derenin sularında
Enine boyuna yıkanan bir adam!
Kuşlar kadar özgür...
Sınırsız yaşayan
Doğada bir insan düşünün!
Kıyafetleri, keten dokumadan...

Ama ne yapayım!
Bahar geldi ya
Özledim işte..!
Şimdi, köylerde
Cıvıl cıvıldır dört yanı!
Kıpır kıpırdır kuşlar, ağaçlar...
Ve bütünüyle sarıya boyanmıştır yaylalar...
Taze çiçek kokularından
Kuzular bayram eder, çimenlikte!
Yemyeşil olmuştur düzler, yamaçlar...
Şimdi, bizim köylerde canım...
Eflatun rengi
Akşamları, efkâr çöker tepelere
Bilmezsin!
Nasıl da sarhoş eder insanı hüzün!
Nasıl olur da bütün çiçekler etrafa
Aşk kokusu yayabilir?
Şair olsan hatta öyle ki
Sen bile tarif edemezsin
Bu görsel cazibeyi!

Bir bilsen canım ah
Kalbimdeki yerini..!
Seni düşledikçe ey yâr!
Gönlümde her bahar
Kıpır kıpır
Sarı krizantemler ve
Papatyalarla bembeyaz
Aşk tomurcukları açar!
Bir duysan keşke
Nasıl da hissederim sesini
Kalbimin her vuruşunda içimde
Çağlayanlardan beter..!

Gündüzleri ise şölen vaktidir
Bir görsen ah, bizim ellerde gülüşüm...
Köpekler havlamaya başlar aniden!
Kediler miyav miyav mama diye
Gezinirken etrafında insanın
Horozlar uyandırır herkesi...
Çığlık çığlığa damlarda
Kuş sesleri...
Koyunlar, kuzulara
Keçiler oğlaklarına
Sevenler sevdiğine kavuşurlar...

Tuzdan sonra
Kuşluk vaktidir şimdi
Bizim oralarda canım!
Bir ninni gibi gelir sesi uzaktan!
Evvel zaman içindeki tünelden
Kulağıma fısıldanan
Bir masal gibi aseta..
Sürüsüne kaval çalar şimdi
Bizim elde çobanlar!

Seni düşünürken her sabah
Düş gibi...
Buğu gibi....
Gözlerin düşer aklıma birden...
İner yüreğime bir çığ gibi
Habersiz...
Gölgeler arasında beliren
Umut kokan gözlerin...
Memleket hasreti gibi!
Alaca şafakta sılamda şimdi
Sis gibi
Yağmurdan önce
Çizgi çizgi
Hüzün içinde tüterken masmavi
Bir bilsen sevgilim
Nasıl da efkâr dökülür saçaklardan!
Kalbinde kanayan ince
Tatlı bir sızı gibi...
Öyle ki
Böğürtlen yapraklarına
Tutunmaya çalışan
Yeşil çiğ taneleri gibi...

Bir su sesi...
Bu sabah
Bana neleri düşündürdü, bak!
Kuşluk vakti...
Ah! Yine o iki kuş!
Sevgilim, gördün mü bak!
Serçeler geri geldi..!

Esma Özdemir
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 10:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Esma Özdemir İstanbul, 9 Mayıs 2026 Cumartesi Kuşluk Vakti Saat:10:20

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur

    Ne güzel demişsiniz
    beğeni ile okudum
    dilinize sağlık

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)