Ben seni adam sandım, suretmiş meğer,
Gölgeyi şahıs bildim, cisim yokmuş meğer.
Diline bal sürmüşsün, niyetin sirke,
Tatlı sözün ardında gizli bir tırpan saklı belki de.
Vefa dedin, pazara koydun en önce,
İnsanı satmak sendeki bir tür meslekçe.
Ben seni savundum her mel’un mecliste,
Sen beni mezata düşürdün bir kahkaha uğruna gizlice.
Emanet verdim kalbimin en sâfi yerini,
Sen pazarlık açtın, indirdin fiyatını utanmadan beni.
Ben yük taşırken “insanlık” diye,
Sen terazi kurdun çıkar hanesine.
Emeği ekmek bildim, sen çiğnedin,
Sonra “kader” dedin, sıyrılıp gittin.
Ben “ayıp” dedim, sen “akıl”,
Bu çağda vicdan olmuş nadir bir akıl hastalığı gibi sakıl.
Suskunluğumu sandın korkaklık,
Bilmezsin o sabırdır, ağır bir tokatlık.
Beni yaktın kendi ateşinle,
Sonra ısındın küllerimle, ne hikmetse.
Kırıldım amma eğilmedim,
Eğilen çoktu, ben diz çökmedim.
İnsan sattıkça küçülür ey müraî,
Ben kaybettim belki, lakin kaldım baki.
Bir gün sorarlarsa “nerde kaldın?” diye,
Derim: “Nâ-ehil kalabalıkta kayboldum diye.”
Artık kimseye omuz olmam,
Zira herkes bastı, ben yükselmedim oradan.
Ben insan kaldım bu fesad çağında,
Siz suret sattınız vitrin aynasında.
Beni kaybeden düşünsün şimdi,
Zira ben kırıldım amma kirlenmedim, bil ki.
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 15:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!