Atalarım yağmurdan kaçan doluya tutulur derdi.
Bizim Kafkasya bölgesinde doluya hışır* denir.
Çocukken dağda ve yaylada küçük kuzuları otlatırken hışır yağdığında küçük kuzuların derileri gömgöy** olurdu. Tümünün üzerine kapaklanmaya çalışır küçük kuzuları hışırdan korumak için çaba harcarken kendi kafam bilye büyüklüğünde yağan hışırın hırsı karşısında şişiyor ağrısını hissetmiyordum. Peşisıra güneş açardı ve tümü anında unutulurdu.
Yağmurluk ve benzeri bir koruyucu kullanmak gibi bir kültürümüz yoktu.
İstanbul bana hep seni hatırlatıyor.
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil.
Hala, gülümseyen bir lale gibi
bana sürgününü gönderiyorsun
dört yanı çevrili bir kale gibi
Devamını Oku
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil.
Hala, gülümseyen bir lale gibi
bana sürgününü gönderiyorsun
dört yanı çevrili bir kale gibi




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta