Atalarım yağmurdan kaçan doluya tutulur derdi.
Bizim Kafkasya bölgesinde doluya hışır* denir.
Çocukken dağda ve yaylada küçük kuzuları otlatırken hışır yağdığında küçük kuzuların derileri gömgöy** olurdu. Tümünün üzerine kapaklanmaya çalışır küçük kuzuları hışırdan korumak için çaba harcarken kendi kafam bilye büyüklüğünde yağan hışırın hırsı karşısında şişiyor ağrısını hissetmiyordum. Peşisıra güneş açardı ve tümü anında unutulurdu.
Yağmurluk ve benzeri bir koruyucu kullanmak gibi bir kültürümüz yoktu.
Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
Devamını Oku
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta