SEVGİ DİLİ
Sıçrayarak uyandı. Neden sıçradığını anlayamamıştı. Rüyamı görmüştü, yoksa birimi seslenmişti. Ayıkmak istiyordu, ayıkamıyordu. Doğruldu oturduğu yerden. Düşle gerçek arası gidip geliyordu, uyku ile uyanıklık arası bir yolculukta.
-Babaanne babaanne diyen bir ses kesti sessizliğin karanlık tonunu neşeli rengiyle. Araladı perdeyi, güneş doğmuş arsız bir misafir gibi dalıp girivermişti içeriye izin almadan.
-Kerehat vaktinde uyursan böyle rüyalar görürsün diye mırıldandı kendi kendine. Sabah namazını kılmış, kanepenin kıyısına kıvrılıvermiş orada da uyuyakalmıştı demek ki.
Babası güneşi hiç doğdurmazdı üzerlerine. Bu vakitte nasipler dağıtılır camları kapıları açın derdi. Mıh gibi kazınmıştı aklına bu miras sözler. Aslında kendinin de hiç adeti değildi bu vakitte uyumak. Ama dalmıştı işte nasılsa.
-Babaanne babanne sesi ilişti kulağına
Üst katında oturan torunun sesiydi bu
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta