Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi
Mutluluğa hep geç kalırım
Devamını Oku
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi
Mutluluğa hep geç kalırım
Sevgili Selçuk Ağabey,
Bu şiire yazdığım yorumlar toptan indira gandi olmuş; dolayısıyla sizin yazdıklarınız biraz havada kalmış.Hoşça kal
4+4 LÜK BİR ŞİİR
TEK KELİMEYLE HARİKA
teşekkür ederim Mehmet Binboğa Bey,
Orhan Okay'ın hocamız olması ortak yanımız..
İngilizlere kalırsa birisi dialect( lehçe), öteki local dialect( ağız) mış.. bir de idiolect varmış ki o da şairin, yazarın ağzı,üslubu, tarzı gibi birşey oluyor...
ama anlamadığım İngilizce' de '' local dialect'' tamlamasının tam eş anlamlısı olan '' local language'' diye de bir tamlama var...
'' local'' demekle bir bölge kastettiklerine göre Avrupa ' da konuşulan İngilizce ile Atlantik ' in diğer tarafındakini ''dialect'' / lehçe olarak adlandırıyorlar...
ama bu tanımlama bizdekine benziyor... aşırma var...
ama tanımın sıkıntısı; yarın Azerbaycan' ı topraklarımıza katsak durup dururken lehçe olan Azerice, ağız(local dialect) oluverecek..
'Türk Dil Kurumu' tarihi süreçte değişmeye vurgu yapmış...
pivot ayağını TC nin ve 2010 yılının üzerine koyarsan sonuç öyle çıkıyor da 1810' a koyarsan başka birşey çıkıyor..
Selçuk hocama katılıyorum..Dilbilimciler arasında değil burada sanırım dünyada da bir ittifak oluşmamış sanırım...
yine de biraz daha vakıf olmak lazım konuya...
Bazen ne kadar dasıradan şeylere zaman harcıyoruz, kafa yoruyoruz diye düşünüyor, üzülüyorum.
Hepimize gelen bir mektubun anlam içre anlamları, bizim de anlayış yeteneğimiz var ama biz kul kelamına verdiğimiz emeği ona dökme gayreti içinde olamıyoruz. Bir teşbih bile yüreğimizi titretirken, nasıl da gaflet içindeyiz!
Oysa yeryüzünde ne varsa KABRİN KAPISINA KADARdır.
Bu sadece samimi bir düşüncemdir. Paylaşmak istedim.
Sizlerden hiçbirinizi ayırt etmeden, tümünüzü seviyor ve sayıyorum. Her biriniz ayrı ayrı değerlersiniz. Dilerim birbirimizi kırmadan arkadaşlık eder, dostlumuzu kabrin ötesine de taşırız.
Sn Mehmet Özdemir,
'Anadolu’da birliği sağlamak için yazı dilinde İstanbul ağzını esas almışız.. Yani bu bizi bağlar..' demişsiniz.Ben de aynı şeyi diyorum.
Selcuk Bey'i anlıyor ve ona katılıyorum. Bu zamana kadar başka şekilde adlandırılmış olabilir. Hakkında AYET yok ya yeni bir şekilde adlandırılabillmesi de zaman içinde mümkün. Onunki sadece bir öneridir.
İbadette de teşbihte de niyete bakılır ve teşbihimin vebali bana aittir.
Mutluluklar...
Evet,
Hâkim güçlerin gizli ellerini kırılırsa tabii.
Gidip biraz bilim kurgu seyretmem lâzım.
Yalan da olsa rahatlatıcı.
Selçuk Bey,
Evet haklısınız.. Türklük Anadolu’dan ibaret değildir..
Terminoloji sorunumuz var.. bazı şeyleri yeniden isimlendirmeliyiz..
Konuşma dilinde olmasa bile yazı dilinde ortak dil çok zor değil..
Tabii zaman ister..
Dilbilimcilere ve edebiyatçılara (yazar ve şair) çok iş düşüyor..
Benim de hayatım böyle geçti. Ortaya bir konu atılır, birkaç görüş belirtilir, herkes unutur gider, derdi beni alır.
Öteyi beriyi karıştırıyorum, bütün bunlara lehçe diyorlar. Bizimkine de Türkiye Lehçesi demek alışkanlık halini almış gibi. Oysa bu daha önce söylediğim nedenle bana göre doğru değil. Çünkü bizler burada aynı şeyi konuşmuyorduk. Bir dönem geçirdik, İstanbul neyi konuşuyor idiyse bugün hepimiz onu konuşuyoruz.
Fakat sonra kendime başka bir soru sordum:
Bilim tarafsız mıdır?
Bunu kendime ilk defa sormuyordum. Bir başka yerde, bir başka zaman bulunduğum bir tartışmada demişlerdi ki:
''Siz bu yapımcıların Yahudi olduğunu biliyor muydunuz? ''
''Ne olacak ki Yahudi iseler? '' dedim: ''Bilimsel gerçekleri mi değiştirecekler? ''
''Size bilimin tarafsız olduğunu kim söyledi? '' dediler pişkin pişkin...
Üstelik o bir fizik konusuydu. Bu ise dilbilim. Daha önce (üstelik yine) bu ülkede millî kimliğimiz üzerinde bir karartma yaşadığımızı söylemiştim.
O halde şimdi çark ediyor, yanlıştan vazgeçiyor ve yeni duruşumu açıklıyorum:
Bugün ülkemizde ne kadar Türk boyu varsa o kadar lehçe vardır kabilinden yürütülen (ki bunlara gördüğüm kadarıyla Çağdaş Türk Lehçeleri diyorlar) tüm eğitim programları daha önce de yaşadığımız dezenformasyon sürecinin bir uzantısıdır. Ben nasıl Karadeniz şivesini bıraktım, Adanalı Adana, Erzurumlu nasıl geçebildiyse Erzurum şivesinden...
Bütün Anadolu İstanbul konuşmasında nasıl buluşabildiyse, bütün Türkler de buluşabilir.
Oğuz Türkleri İstanbul'a.
Hiç zor değil, Uygur Türkleri de gelebilir. Ben bir Doğu Türkistanlıyla hiç eğitim almadan hemen anlaşabiliyorum.
COK NARIN BIR SIIRDIR BU YA
Bu şiir ile ilgili 135 tane yorum bulunmakta