Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ruha ayar çeker başka yerler var
Sen söyle Binboğa ritmi duyarım
Diyorsan katan da, katmayan da var
Katmazsam kendimi sair sayarım :)
hahaha:))
yahu siir guzel ,tokat guzel , ceviz agaclari degme gitsin ...cennet memleketim her sehri ayri guzel...
ne dicem ...illede hareket katicaksak evliya celebiden dvm edelim ...:)))
Bu Binboğa konuşunca bana bir şeyler oluyor.
Çok hoş bir adam bu :)
Ceviz için getirdiğin açıklama enfesti Mehmet Hocam. Eğer şiir sonuna kadar aynı minval üzre devam edip sonuçlansaydı keyiften bayılıp düşecektim.
Ne var ki son dörtlükte o âşikâr Türkiye benzetmesinden sonra benim köyüm de güzeldi, sen de geldiğin yerleri anlat bana (?)
Detone oluyor gibi...
Şahsî kanaatimdir, beni bağlar.
Bu arada başıma sardığın yeni dert için de teşekkür ederim:
''Hatta dikkat ederseniz; konuşma dilinde bile kurduğumuz cümlelerin birçoğu on birli heceden müteşekkildir.''
Kimle konuşursam hece sayarım artık :)
İdeolojik olarak ele alınmamıştır demiş o.
Neyse, ben de biraz fazla abartıyorum.
Şiir işte. Denklem değil ki!
Olsa bile, bulmuşsun A'yı, B'yi, C'yi, bırak D'de merak uyandırsın.
Neyse bu evren sıktı artık. Gidip bakayım diğerlerinde neler var. İyi geceler tekrar.
bunun cevabini Sevgili Evliya vermis iste Selcuk abi...
ideolojik demis iste...
bosuna degil yani cevizlerin yoklugu :)
Tamam, sen git.
Biz şiirleri sensiz de katledebiliriz :)
İyi geceler herkese.
Cevap falan geleceği yok...
Yaw
Söze birileri kırılıyor diye başlamasam filmi 'vayim'leyerek geri sarmayı ne gerekçeyle yazacaktım?
Aşağıda adam gibi sorduğum soruya kimse cevap vermeyince yazıyoruz işte bir şeyler :)
ya hu Selcuk abi ...
kim kirildi simdi ve neden ...bir memleketin herturlusu vardir...
evliya celebi iste ..konusur oyle (!) :))
sizin neyiniz var kuzum bu gece..kimse kirilmadi ve darilmadi...biz bir butunuz ..her sehrimizi seviyoruz...ozellikle ben yillarca disarda yasamis biri olarak bunda son derece samimiyim ...
aşkolsun abi..
o da demek oldu ki..bu rivayet sahih değildir..olası bir erzurum tokat çekişmesine gebedir..
evliya çelebiden aldın bizi derde saldın..durup dururken saçma bir milliyetçiliğin kollarının sıcaklığı bastı ensemi ya :) :)
anadolu iyidir abi iyi..kavga olmaz anadolu da..
ahmet abi (erdem) ne diyecek bakalım bu tokat mevzuunda..
..
Yok işte arkadaş...
Ne desem birileri kırılıyor!
Tamam, geri sarıyorum:
Kedinin biri yazın vayimleyerek havaya sıçramış, ama yaz o kadar kısa sürüyormuş ki havada donup kalmış, ancak sekiz ay sonra don çözülünce çıkabilmiş dama...
Barıştık mı?
Bu şiir ile ilgili 135 tane yorum bulunmakta