Teyyare
yazları sığırcıklar, güvercinler
sürü halinde konarlar yığın yerlerine
ve perem perem kaçışırlardı
jet ucakların gürültülerinde
küçük çocuklar da ağlarlardı
oysa aynı çocuklar el sallarlardı
uzaktaki sevdiklerine selamlar yollarlardı
bir asker çocuğu
'bobama selam elet' diye bağırırdı
diğeri 'agama selam et' diye ünlerdi
teyyare gökyüzünde belli-belirsiz
kayan beyaz bir lekeydi
sesin geldiği yerden çok uzaktaki
teyyareyi herkes birbirine gösterirdi
-isli teyyare- için bu gerekmezdi
işi-gücü bıraktı bir zaman insanlar
“-ulen hepiciği furfuğanda ”
deyenler bile oldu
“-bi şe(hi) rden ötekine teyyare uşsunda
i(n) san aya nassı uçar
“-gavırın yeme(ye) ceği halt yok
netekim; alektiriği, moturu,
tilafonu, irediyoyu da gavır buldu
bir yaz günüydü Hidayetin Nuri
“-abey he(ye) canlanıyon, Apollo Ay’a indi
insan aya ayak basdı abi, düşünsene bi!
zabaleye gadak acans dinledim,
gözümü gırpmadım valla” dedi
Babam “- Nuri! insan aya nası gedebili”
“-ilim, ……….. fen emme illa ki
teknoloci abey” dedi
“-teknoloci”
babam
“-hımmm” diye sakalını sıvazladı
“acaba bu teknoloci kimdi,
ya da ne menem bi şeydi
bu işleri nasıl beceriyodu
başka ne yapabilirdi,
aya ayak basan insanoğlu
yoksa İricikoğlu, dediklerini
teknolocoden mi duymuştu
İnsan aya ayak basdı ise
bunu kim haber verdi”
Kayıt Tarihi : 14.11.2007 17:35:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!