Kıyameti kuşandım gözümün nuru hûma,
Sevgilimi görürsen halimi yaman dersin.
Gönlüme güneş doğsa gece çöker ruhuma,
İşmarın göz ucuyla gecikme aman dersin!
Geçti evvelin hükmü ahirde zaman dersin,
Eğer dilin varmazsa gözümün nuru hûma
Zora düşen ikrarı sükût kavlinden ilet;
Elimizde acının kehribar tesbihi
ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen
Devamını Oku
ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen
Emek verilmiş çok güzel bir eser, neresini öveceğimi bilemedim, çok güzel..10 puanımla sayfamda...Ufkun YAREN
Hicran Mühürlü Bilet ve Nişan VIII
Kıyameti kuşandım gözümün nuru hûma,
Sevgilimi görürsen halimi yaman dersin.
Gönlüme güneş doğsa gece çöker ruhuma,
İşmarın göz ucuyla gecikme aman dersin!
Geçti evvelin hükmü ahirde zaman dersin,
Eğer dilin varmazsa gözümün nuru hûma
Zora düşen ikrarı sükût kavlinden ilet;
Ezelden kesilmişse hicran mühürlü bilet!
Hicran mühürlü bilet, elveda aşk sarayı
Bahçeler tâlan yeri; gülistan suskun, viran!
Kader gönül kuşuma yasaklamış karayı,
R/esen hicran yeliyle zimmetlendi haziran!
Yakut tahtını süzüp seni düşlerken bir an
Alevden gözüm yandı elveda aşk sarayı!
Gönül kuşum köşkünden uçup gittiyse eğer,
Birkaç züyuf akçedir sana biçilen değer.
Sana biçilen değer öncesine kıyasla
Karun hazineleri... demeden beni uyar.
Bilirim ki; yüzüne güneş benzer, ay asla...
Fecrinde tutuşmuşum; kim işitir, kim duyar!
Beden küle döneli hayli zaman oldu yâr,
Efkâr dilimde tütsü öncesine kıyasla.
Ey hicranın ateşi her zaman mı böylesin,
Senden kıvılcım kapıp iflah olan söylesin!
İflah olan söylesin bunu benden isteme
Aşka çarem kalmadı cümle âleme duyur.
Gözümde batan güneş uykusuzdur listeme
Ateş kendi başını ateşe koysun buyur! ...
Gece uykuyu silen göz gündüz nasıl uyur?
Kuşlar cenuba uçtu bunu benden isteme
Şimalî rüzgârlara göğsüm açılmış sakın,
Beklenen kasırgadır sürükleyen fîrakın!
Sürükleyen fîrakın sürüklenen zebunu,
Rüzgâr efkâr kanatlı nasıl dinecek, nasıl? ...
Tek kendisi susturur kader isterse bunu
Namzet sürgünü kimdir onu öğren sen asıl.
Vuslatın perdesini kapatmadan son fasıl
Hangi el tutup çeker sürüklenen zebunu?
Tutulduğun kasırga sanma ki diner yarın,
Tekinsiz kuytularla tuzaklanmış diyarın!
Tuzaklanmış diyarın sanma ki dinler beni
İdam hükmünü giydim nerde kaldın delâlım?
Varsın senin uğruna dara çeksinler beni,
Yargısız infazlara; tepkisiz, kör ve lâlım!
İçli bir rüzgâr eser niçin başı belâlım?
Tılsımlı esintisi sanma ki dinler beni,
Ürperten uğultunun çaresiz ahrazıyım
Sükûtu varsa eğer can vermeye razıyım!
Can vermeye razıyım o haber senden gelse,
Yitik bulunduğunda aranmaz olur emek.
Hûma kuşu aşamaz ne biçim bir engelse,
Islak kanatlarına nazar da değdi demek!
Öyle bir sınav ki bu: Sabrı korla denemek!
Yağmur olur çöllere o haber senden gelse.
Hicran bulutlarını yağdırırken yakansın
Bir yanım kavrulurken yarısı suya kansın!
Yarısı suya kansın umudumun filizi
Üzülme kalanına şükreder benim çölüm.
Bekle zaman silecek geriden sefil izi,
Lâlezar şenlenecek ucunda yoksa ölüm!
Heyhat, gönül sayfama eklenen ahlı bölüm:
Kâkülüne çiy düşmüş umudumun filizi!
Yoksa sevdin diye mi zalimce azarlandın;
Sevenin gözü değmez, sen kimden nazarlandın?
Sen kimden nazarlandın, gök sana darıldı ki;
Gözümde tükettiğim yıldızlara soğruldum.
Kafdağının zirvesi sevdanla yarıldı ki;
Masum sevgi uğruna her düşüşte doğruldum!
Yeniden düşmek için alevlerle yoğruldum,
Kanat çırpmadın diye gök sana darıldı ki;
Tılsımlı anıları zaman da pek silmiyor,
Bedenim küle döndü hasretin eksilmiyor!
Hasretin eksilmiyor resen hicran talazı,
Gök kubbenin koynuna külümü savur gitsin.
Kalbimdeki şüphenin dinmiyorken yalazı,
Alevin döngüsünde mükerrer kavur gitsin!
Keremin mirasına kim layıksa vur gitsin
Nasılsa dinmeyecek resen hicran talazı.
Ben ki; nice zamandır kendimden bîhaberken,
Yangınlarda çırpındım depremle beraberken!
Depremle beraberken sükût neye alâmet,
Gök kubbem sarsılırken çığlık yüklü besteden?
Tufanları dökünüp kuşandığım kıyamet
Zaten mührünü vurdu işmarlı bercesteden!
Sen ki; tül kanadıyla gökleri sermest eden
Gözümün nuru hûma sükût neye alâmet?
Ben ki; kendi ömrümle ladese tutuşandım,
Vuslatım Mahşer diye kıyameti kuşandım! ...
*
HİKAYESİ: Nişan Sekizinci Bölüm
Uzun bir iç hesaplaşmadan sonra başını ağır ağır kaldıran Nesrin hanım, Ferhatın gözlerine acıyarak baktı:
-Leyla hanım beni sıkı sıkıya tembihledi ama bu şartlarda söylemek zorundayım. Zorundayım da söylemeye dilim nasıl varacak onu bilemiyorum!
-Eczacı hanım, Zernişanın nerede olduğunu biliyor musunuz yoksa?
-Keşke bilmez olsaydım da sana söylemek zorunda kalmasaydım. Keşke ben değil de başkası söyleseydi, ama benden başka da kimse söyleyemez ki...
Ayağa kalkan Ferhat emredici bir ses tonuyla:
-Nesrin hanım Zernişanıma ne oldu? diye sordu. Hemen şimdi söyle! Ne oldu? Nesrin hanım yutkunurak zorlukla soruyu yanıtladı:
-Zernişanı dün gördüm! dedi. Şu an anneannesinde. Zernişandan geriye sadece Z harfi kalmış! ...
(Sekizinci Bölümün Sonu...)
____
Sevgili hocama sevgilerim ve hürmetlerimle....
Süper bir şiir ve bestseller bir romanın ayak sesleri. Uzun zamandır antolojiye girmiyordum. Bir bakayım dedim dedim neler olup bitmiş antoloji'de. İyi ki gezinmişim bu şiirle karşılaştım. Bu güne kadar beni bu kadar etkileyen bir şiir okumadım. Hislerimi dile getiren şiirin içinde kaybolup gittim.
Şiirle vuruluşum yetmedi bir tusunami dalgası da şiirin hikayesi ile geldi.
Şiirin öyküsünü okumaya başlangıçta gözüm kesmedi biraz okuyayım dedim. Aman Allahım bu ne sürükleyicilik? Bir roman bu kadar mı akıcı olur? Bir de baktım ki sonuna gelmişim. İnşallah kitap olarak elimize alıp okumak da nasip olur.
Fevkalâdenin fevkidir, tevâfuktur bu.
Hocam sizden ricam önceki bölümleri de okumak istiyorum. LÜTFEN YAYINLAYINIZ.
Şiiri ile bütünleşen şahika eseri tebrik ediyorum. Yazılan yorumları da okudum. Haksız değiller. Saygıyla önünüzde eğiliyorum. Ricamı yineliyorum: Önceki bölümleri de yayınlayınız.
Bilmem ki bir ricada daha bulunsam mı? Diyorum ki bu kadar usta ve bilge kalem ÇANAKKALE üzerine bir şiir yazsa nasıl olur?
Sevgi ve hürmetle ellerinizden öpüyorum hocam, umarım isteklerimi karşılarsınız. Bir an önce NİŞAN/ın diğer bölümlerini de okumak istiyorum.
Rabb'im kaleminizi nazardan korusun.
bir öncekinden daha daha güzel kutluyorum
kayboldum içinde
İrfan Hocam selamlar, hürmetler, şiir adına, edebiyat adına, güzel türkçemiz adına sonsuz teşekkürler, listeme dahil ettim bu enfes şiiri.Tam puan bıraktım gönül sayfanıza...
Değerli usta kalem çalışmanızı beğeniyle okudum, yürek sesinizi kutlarım.Saygı,sevgilerle.
Çok değerli üstadım yine kaleminizden mükemmel bir çalışma. O kadar güzel ifade etmişsiniz ki, söyleyecek bir söz yok aslında. Baştan sona soluksuz okudum büyük haz duydum. Tek keliöme ile muhteşem. 10 puan, saygı ve sevgi selamlarımla...
İrfan bey...
Böylesi daha güzel oldu...
Biraz şiir biraz hikaye..
Belirtmek isterimki şiir hem duygu hem ifadeleriyle hedme ü şekil ve biçim olarak ağırlığını daha fazla hissettirmekte...
Belkide yanılıyor olabilirim ama fazla emek isteyen dizeler bunlar.......
Saygı ve muhabbetle
Sayın Üstadım;
Nişan adlı eserinizin takipçilerinden biriyim.Şiirdeki ustalığınızın yanında hikaye de de çok başarılısınız.Bu nadide eserleri bizlere okuma imkanı tanıdığınız için size ayrıca teşekkür ediyorum.Eminimki usta kaleminizden çıkan şiir ve hikayeler gelecek kuşaklara aktarılmada edebiyatımızda önemli bir yer tutacaktır.Sizi can-ı gönülden kutluyor, usta kaleminizin daim olması dileklerimle selam ve saygılarımı sunuyorum.
Anlatımda ustasınız..şiir de olsun öyküde olsun.. doktorluk da iyi de siz edebiyatçı olmalıydınız::))) sevgi ve saygılarımla...
Muhterem İrfan Yılmaz Hocam,
“Hicran Mühürlü Bilet” le hemhâl olduğum şu an; derin tefekküre, felsefeye, tasavvufa dalmadan, sâde ve basit olarak şöyle düşünüyorum:
“ Hicran mühürlü bilet, elveda aşk sarayı
Bahçeler tâlan yeri; gülistan suskun, viran!”
Diyorsunuz… Bizim de hâl ü ahvalimizi dile getiriyorsunuz.
“Aşk Sarayı” nın asumanının fânusuna sığmayan cân mumunun şûlesidir ki bilen bilir, duyan anlar, gören görür. Mâziden âtiye yazılmış bir nâmedir ki, okuyan okur, anlayan anlar.
“Hicran Mühürlü Bilet”tir…
Öyle bir hâldir ki, ne söyleyen söyler, ne çalan çalar, ne de dinleyen bilir.
“Ben ki; kendi ömrümle ladese tutuşandım,
Vuslatım Mahşer diye kıyameti kuşandım! ... “
diye istimdâd ediyorsunuz...
Tadına; doyulmadan bir rü'yânın son mısraları, bir şehrâyinden arta kalan son parıltılardır. Uzun bir hikâyenin hatm-i kelâmıdır.
Ayin-i şerifdir, semaidir, bestedir, şarkıdır; Acemi bir müsteşrik edâsıyla uzaktan seyrettiğimiz bir mânâ ikliminin şifresidir.
Bilen bilir, bilmeyen bilmez!
Usta kaleminizin, kâinatı, “bir özge temâşâ ile” idrâk etmesidir. İdrâke sığmaz, fevkel beşer bir mânanın, beşer sathına ve idrâkine indirilmesidir.
Tebrik ediyorum. Başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.
Not: Lütfen ve keremen esirgemeyip, fakirinizin şiirleri hakkında yapmış olduğunuz yorumlar içinde minnettarlığımı arz ediyorum.
Bu şiir ile ilgili 161 tane yorum bulunmakta