.
.
.
/Göğe dokununca bakışların,
kuşların ne söylediğini anlayacaksın./
.
.
Yeni bir güne başlarsın.
Bir daha ölmek için.
‘’O’’senin sol tarafında.
Senin yaran sol tarafında,
‘’o’’nun olduğu yerde kabuk bağlarsın.
Avlunda kuşlar cıvıldar.
Gece olur .
Karanlıklar yırtılır pencerelerinde .
Sonra bir daha güneş açar ,
Çocuklar doğar,
Kelebekler ölür.
Bir kısırdöngünün içinde kaybolur gidersin.
Acı bir sızı dökülür dudaklarından.
Dostlar biriktirirsin tesbih taneleri gibi.
Kalırsın sonra bir başına .
Üzülme,
Bir gün yalnızlığın da sana çok yakıştığını anlarsın.
Sırtında en derininden bıçak izleriyle kalıverirsin birgün.
Şarkılar söylersin uslu bir rüzgara.
Gün olur sadece şarkılara açarsın içini.
Sana yazıldığını sanırsın bütün şiirlerin.
Düğümlenir kelimelerin boğazında.
Kendini anlatamazsın ‘’o’’na
dünyanın hiçbir dilinde.
Cümlelerin sonunda kocaman bir ünleme dönersin.
Düşler kurarsın roman kahramanlarıyla .
Son sayfada hayallerinle birlikte suya düşersin.
Ama yine gün doğar,
Bahar gelir, avuçlarında çiçekler açar.
Yeşillenir,
Dökülüp savrulacağın o mevsimi beklersin.
.
/ Bir şeyini çaldılar senden.
Ne koyarsan koy yerine,
o boşluğu dolduramazsın./
Başını alıp gitmek istersin,
Hiç dönmek istemezsin bir daha.
Anılarını yakarsın,
Sol tarafına düşer ince bir sızı.
Alnındaki ateşte tutuşur tüm geçmişin.
Yağmursuz bir günde ıslanırsın ansızın.
Ve
Çöl yangını yüreğinde
Aslında yağmura ne çok benzediğini anlarsın bir gün.
Şehirlerarası bir otobüsün loşluğunda
Pencere kenarında kaybolduğunu görürsün sonra.
Yeni bir gün doğar,
Güneş yakar esmerliğini,
Gölgene sığınırsın bir ikindi sonrası.
Sırt sırta verir mahallendeki evler.
Bir cadde gibi uzanırsın boylu boyunca.
Telaşlı insanlar gelir geçer üstünden.
Kimisi süpürür, kimisi kirletir üstünü.
Tozların yükselir göğe, bulutlar tükürür seni.
Issız bir yolun tam ortasında
Gitmeye de dönmeye de yüz bulamazsın.
Yollar uzar sonra
Kısalır yılların.
Ömrünün orta yerinde kırk parçaya bölünürsün.
Koşarsın peşisıra bir aşkın.
Bir sevdanın senden neler aldığını görürsün bomboş ellerine bakınca.
Dağları deler kimisi,
kimisi çöllere düşer.
Ne yaparsan yap,
sen hiçbir aşka yakışamazsın.
Aslında
Hiç bir yola gerek olmadığını anlarsın
o menzile ulaşmak için.
Kanayan dizlerine tutunur
gidersin zamanı gelince.
Çocuklar doğar,
Çocuklar büyür,
Büyüyen çocukları sevmediğini anlarsın bir gün.
.
/Şehirler yıkılır yalnızlığında,
ne yaparsan yap,
gittiğin hiçbir kentte kalabalıklaşamazsın./
.
Yine yeniden karanlıklar çöker üstüne.
Başın döner
‘’O’’ dönmez.
Gecenin yakasına yapışır ellerin.
Kan damlar yumruklarından.
Gözlerin dikilir tavana.
Islanır üstün başın.
Duvarların da konuştuğunu anlarsın
suskunluğunda.
Mevsimler gelir geçer.
Zamansız dökülürsün takvim yapraklarından.
Köpekler titrer sokak başlarında.
Siyah bir gökyüzü yırtılır gökkubbende.
Yıllar sonra,
hüznün sana nasıl da yakıştığını görürsün baktığın tüm aynalarda.
İnsansın, hata yapmayı özlersin an gelir.
Bir yalanın tam ortasında bulursun tüm doğrularını.
Süt dökmüş bir kedi gibi mahçup durursun annenin mezartaşında.
Yaşamak diyorlar ya,
Yaşamanın bir uçuruma tutunmak olduğunu,
İnceldiğin yerden koptuğunda anlarsın.
Sonra yine sabah olacak,
Bir denizi seyredeceksin günaşırı.
Martılar geçecek üstünden.
Her şeye rağmen gülümseyeceksin.
.
.
Ama
Demedi deme
Senin ölümün bu hayatın elinden olacak.
Ve ‘’o’’ beklenen hiç gelmeyecek.
Bir yara izi gibi duracak yüzünün kıyısında kaybettiklerin.
Suretin değince cam kırıklarına,
‘’O’’nun olduğu sol tarafından
Kanayacaksın.
‘’Nasılsın?’’ diye soracaklar;
yaralarını saklayarak
‘’İyiyim ‘’ diyeceksin.
Binlerce kez ölüp dirilsen de,
Hiçbir hayata yakışamazsın.
..................................
.
.Bkrçkmkistnbl/2018
Kayıt Tarihi : 7.3.2018 21:41:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!