Bu anlaşılmaz gök kubbe altında bir sana sakladım yüreğimi
Utkularımız sarılmadan, ölüm bizi bulmadan okşa bedenimi
Tülbentlerden süzülmüş sabrımla, ne susuzluk yıldırır, ne açlık
Sesimle,sevdalı yüreğimle, şiirlerimle heybemdeki azığımsın sen
Sessiz tepelere yıldızlar yağar geceleri. Acı turunçların sürgünü yetişir yüreğimde. Dilimde ekşi bir şarabın hazzı, yırtıcı hayvanların utkusu paralanır göğsümde. Ben insan oğluyum gülüm. Kendi zincirimde bir bakla, ödenecek bir canım var her pahasına. Kaçışım ihanetten, kendimle savaştan. Neye yorarsan yor, ben sana yangın, sana sevdalı bir yüreğim. Her gece içimde ölüler yıkanır, bir kan ırmağında boğulur ve geceleri tutarım örgülü saçlarından.
Yağmur bulutları çöreklenirken gönlümüzün yemyeşil otlarına bir hasret sağanağı ıslattı kor bağrımızı. Geceler olmasa gül dudaklım, o ağrılı yaman ve hayın geceler, nasıl severdik bu bizi üşüten yağmurları. Bakmazdık dağların moruna, ağlamazdık şarkıların en dokunulmazına. Sözcüklerimiz anlamsız, bağrımız dumansız, yangınımız alevsiz olmaz mıydı söyle? .
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Heybedeki azık... Fakir hayatın zenginliği... Acıların vazgeçilmez mutluluğu... Harika bir tanımlama... Sevgili için biz olmak... Yüreğinize sağlık Selahattin bey...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta