Yaralı bir ceylan gibidir Mezopotamya,
kanını toprağa akıtmış,
adını tarihe kazımış bir yalnızlık.
Şairin son sayfasında saklıdır yarası,
okusan da bitmez,
kapatsan da kanar
.
Acısı doksanlara sıkışmaz,
takvim tutmaz bu toprak.
Çığlığı şelale gibi akar,
asi, yaman, durdurulmaz.
Dikenli teller sarar bedenini
ama ruhu
hep açık bir gökyüzüdür.
On iki bin yılın yükü omuzlarında,
Botan gibi suskun,
Dicle gibi derin,
Fırat gibi delidir insanı.
Gözyaşıyla sulanır bu toprak,
her damla
bir ana bekleyişi,
bir çocuk feryadıdır.
Peygamberlerin yürüdüğü yollar,
ilmin ve medeniyetin kalbi,
ama yerin üstü yoksulluk,
yerin altı servettir burada.
Ağıt olur sözleri,
türkü olur direnişi;
çünkü bu coğrafyada
başkaldırı
meşru bir dildir.
Dağlarında sürgün ceylanlar gezer,
izleri özgürlüğe çıkar.
Hakikatlidir Mezopotamya,
yalan tutunamaz taşına.
Küheylan rüzgârı eser geceleri,
Nemrut’a karşı başı dik.
Direnişi serttir,
ayrılığı ağır.
Sevdası kadimdir;
Mem û Zîn’de yanar,
Siyabend û Xecê’de kül olur.
Süphan’ın yamacında iki gül açar,
türkü olur sevdaları,
ama aralarına düşen
bir deve dikeni
ayırır kavuşacak olanı.
Ve Mezopotamya
hâlâ kanayan bir dizedir,
bitmeyen bir şiir,
yarım bırakılmış bir destan…
Kayıt Tarihi : 27.1.2019 17:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aşk hikayesi




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!