Her sabah aynı boşluk, kıyısında uyandım,
Sensizlik kuyusunda, sesimle yankılandım.
Gülüşün kimlerin ki, sofrasında mezedir?
Ruhuma dolanan bu, zehirli bir kederdir.
Dışarıda rüzgar esse, içim hemen sızlıyor,
Belki bir yabancıyla, elin ele değiyor.
Her zerrene dair o, bitmez bilmez merakım;
Peşim sıra yürüyen, dilsiz, adsız bir ahım.
Kaç kez telefona gitti, kaç kez harfi gömdüm ben,
Bir ışık sızar diye, bekledim o eşikten.
Cevapsız kelimeler, bende bir can öldürür,
Yine de karanlığın, yolları sana yürür.
Kokunu duymazsam ben, eksilir miyim sandın?
Özledikçe kök salan, koca bir masaldın.
Gelmeyeceğini bilsem, çekilmem bu dünyadan;
Varlığın bir kor ateş, yokluğun derin zindan.
Zaman unuttururmuş, külliyen büyük yalan;
İnsan özledikçe bilenir, sustukça sever inan.
Gözlerini görmesem, buğu kalbimde saklı,
Ruhum boşluğunda erir, her gün senden alacaklı.
Artık sormam kimseye, kalbimle konuşurum,
Sessizliğin cevaptı, ben o sese sığınırım.
Gözlerim yolda değil, içimde büyütürüm;
Yüzünü görmesem de, hayalinle yürürüm.
Engeller ne kelime, dağlar örülse n’olur?
Gönül düştü bir yola, her menzilde seni bulur.
Seni sevmekten vazgeçmek, ölmekten daha ağır;
Gökten yağmur yerine, artık senin sesin yağır.
Gelmeyeceksin, bu mühür kazılıdır aklıma,
Sevdan bir yemin gibi, prangadır ruhuma.
Varsın cevap gelmesin, boş kalsın avuçlarım;
Seni beklerken bile, ben dünyanın en zengini sayılırım.
Canın sağ olsun yeter, adın duamda kalsın,
İster hasretin sürsün, ister bu dünya yansın.
Sen orada iyi ol, bu yangın bende kalsın;
Son nefeste dillerde, sadece adın anılsın.
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 15:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!