Yeni bir hüzünden kolayca vazgeçebilmek ve zorda olsa yetişebilmek ayrılığa,dilimden susan hecelerle sana merhaba bile diyememek.Varlığında yoksunluğuna armağan olmak.Sanki bir zarureti en masum halimle hissederken kalmaktı yalnızlığa ve sanki gidişlerini bırakıp susardın benimle konuşmaya.Suretine mahkum kalan gözlerimden yakalanıyordum tuzaklarına;
Hadi bu sefer de sen beni anla!
Anlam veremediğim bir yazın en eski kışındayım.Ne yarınım olabilen bir kadına ne de eskisinden de berbat Haziran çığlıklarıma veda edebiliyorum.Yenilenebilen bir mazeret aşkım! Hadi söyle ben,bende kaçıncı yanılgındım? Harflerinin anlaşılması olanaksız lisanına hangi hükümsüzlükten yaklaşıp seni gökyüzüme kaçırdım?
Gözlerim güz rengimden fırlattığım bir tebessümde şimdi,
söyle hangi yarandan tuttum nefesini de bu kadar soluğumdasın? Ya karamsarlığım! Söyler misin ebedi yıldızım, hangi dolunaya sattın gülüşlerimi de bu kadar kahkalara uzağım.
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta