Hayata Küstüm Şiiri - Muharrem Ayrancı 2

Muharrem Ayrancı 2
560

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Hayata Küstüm

📄 ANTOLOJİ ESER KAYIT FORMU
Kayıt Numarası: ESER NO: 549

Eser Adı: Hayata Küstüm... (Türkü Sözü)

Eser Sahibi: Muharrem AYRANCI

Kayıt Tarihi: 10.06.2026

Eser Türü: 11'li Hece Ölçüsü / İsyan ve Sitem Temalı Dramatik Halk Edebiyatı

[VERSE 1]
(low register, quiet)
Gelme yeter gelme canımdan ettin
Felek bir oldun ömrüme yettin
O yarin özlemi düşlerle yetti
Bıktım artık sizden sizlere küstüm

[SOFT CHORUS]
(whisper, deep bass voice, very low pitch)
Nöbetler tuttunuz kara bahtımda
Kara bulutlar var hep üzerimde
Bitmez mi bu cezam yalan dünyada
Bıktım artık sizden hayata küstüm

[VERSE 2]
(low register, quiet)
Mola vermediniz şu hayatımda
Nöbetler tutunuz kara bahtımda
Üstümde bulutlar yaşlar ahtımda
Bitmez mi şu cezam yeniden yarat

[VERSE 3]
(low register, quiet)
Yalanmış dünyası yalanmış her bağ
Üstüme yıkıldı güvendiğim dağ
İster mezar eyle ister beni boğ
Tükendi bu ömür hayata küstüm

[SOFT CHORUS]
(whisper, deep bass voice, very low pitch)
Nöbetler tuttunuz kara bahtımda
Kara bulutlar var hep üzerimde
Bitmez mi bu cezam yalan dünyada
Bıktım artık sizden hayata küstüm

Muharrem Ayrancı 2
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 17:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


📖 "Hayata Küstüm..." Eserinin Hikayesi Hayat bazen insanın üstüne öyle bir gelir ki, dertler arka arkaya bir dalga gibi vurur ve sığınacak hiçbir liman bırakmaz. Kul ne tarafa dönse bir duvar, neye elini atsa bir kırgınlık bulur. İşte bu eser; feleğin sillesini yemiş, hem sevdadan hem de şu yalan dünyadan umudunu kesmiş dertli bir yüreğin sabrının taştığı o son noktada doğmuştur. Yıllarca çile çekmiş, sabretmiş ama artık takati kalmamış bir adam vardır hikayemizde. Üst üste gelen acılara dayanamayıp artık feryat eder: "Gelme yeter gelme, canımdan ettin!" diyerek kadere seslenir. Felek sanki tek bir insanla bir olmuş, el ele vermiş de koca bir ömrü tüketmek için yemin etmiştir. Bir yanda hayatın bu amansız yükü, diğer yanda ise hiç bitmeyen o yârin özlemi... Gündüzü geçmiştir de geceleri düşlerine kadar giren o hasret artık adamın canına yetmiştir. En sonunda çaresizlik yerini büyük bir siteme bırakır ve adam etrafındaki her şeye, herkese resti çeker: "Bıktım artık sizden, sizler küstüm!" Bu dertli adamın hayatında felek hiç mola vermemiştir. Acılar veda edip gitmez, aksine kara bir bahtın başında nöbet tutan askerler gibi adamın etrafını sarar. Gökyüzü bile onun bu haline ağlar gibidir; başının üstünden o kara bulutlar hiç eksilmez, gözünden akan yaşlar ruhundaki o büyük ahın, yeminin birer şahididir. Bu bitmek bilmeyen dünya cezası karşısında adamın tek bir çaresi kalmıştır, o da teslimiyetle göğe bakıp "Bitmez mi şu cezam, beni yeniden yarat, beni bu dertten kurtar" diye yalvarmaktır. Çünkü anlar ki bu dünyanın her şeyi koca bir yalandan ibarettir. Kurulan bağlar, verilen sözler, edilen yeminler hep sahtedir. "Sırtımı dayarım, asla yıkılmaz" dediği o koskoca karlı dağlar bile birer birer üstüne yıkılmıştır. İnsanoğlundan ve dünyadan ümidini tamamen kesen aşık, artık son sözünü söyler: "İster mezar eyle, ister beni boğ..." Ömür tükenmiş, sermaye bitmiştir. Geriye ne yâre kırgınlık ne de dünyaya heves kalmıştır; koca bir ömrün bittiği yerde, dertli şair köşesine çekilir ve sessizce hayata küser.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!