Hayat denilen yolculuk
Bizleri kimlerle karşılaştırmadı ki;
Yüzüne gülenler mesela
Kaç tanesi samimi?
Kaç tanesi sırtından hançerlemedi seni?
Bir de nankörleri düşün,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sayın Fikri Bey;
Bir sözüm aklıma geldi; 'Dost ararım insan içinden, düşman bulurum dost içinden.' En çok dost sandıklarımdan korkarım. Yüzümüze güler dostluğun sayesinde konfor alanımıza sızdığı için hançerlenme ihtimalimiz çok yüksek olur. Şiiriniz çok güzeldi. Kutlarım... Ant++
Çok güzel, fazla söze ne gerek;
özgün bir gönül sesi, teşekkür ederim;
çok güzel bir örnek!
tam puan +ant. Sevgi varsa bitimsize kadar...
Şair aslında altı kalın hatlarla çizilecek sosyal bir realiteye dönük eleştirel tavrı,şiirin diliyle ortaya koyuyor.Anlatılanlar sıradan şeyler değil,bir gerçek...
Ama bu sorunsal çağdan çağa geçen insan gerçeği. Düzelir mi?
Yanıtını vermek olanaksız!
Salt eğitimle olacak iş de değil.
Galiba 'Önce İnsan' felsefesini bilinçlere demirbaş olarak kaydetmek gerekecek.
Kutluyorum yaşamdan alınan bu yansımaları.
Nicelerine.Erdemle.
Sayıları çok az da olsa
Nesli tükenmek üzere olan gerçek dostlar var bir de.
Berrak yürekleri ile yanındalar,
Her zaman sığınacak limanız dercesine.
Peki biz onlara değer veriyor muyuz?
Düşünmek gerek!........................../Fikri bey bu güzel siirinde cokta güzel bir konuya deginmissin,hepimizin oturup sakin kafayla kendimize soracagimiz düsünmeye deger bir gercek..! Neden insanoglu bazen vefasiz olabiliyor,neden arkadan hancerlemk,neden köprüyü gecinceye kadar ayiya dayi demek,bunlari kendi kendine sorabilen bir insan bence vicdanen kendini rahatlatabilir,öte yandan 'adam sende bana dokunma,yasa hayatini'diyense bence sorgulanmasi gereken tiplerdir.Birde cok alingan kisilikler vardir hayatta.Hani'Tavsan daga küsmüs dagin haberi yok'baabindan kendi kendine kuruntu yapan,alingan kisiler..!Degerli arkadasim bu güzel etkileyici siirini ve sizi gönülden kutluyorum.Selamlar,saygilar.
bu yüzdendirki ülkemiz gelir adaletsizliği bakımından afrikanın bilmem hangi ülkesinden daha geride ve bu yüzden bu coğrafya yüzyıllardır acı keder yoksulluk yosuzlukla içiçe yaşıyor yani şiirinizde adı geçen dost bilinen insanlar gibi düzgün insanların az olduğu ülkemizde kaleminiz daim olsun
Bu güzel şiirden dolayı sizi canı gönülden kutlar selam ve saygılar sunarım.
güzel bir çalışma kutlarım , saygılar +.............asena
Gerçek dostların artması ümidiyle. Ellerinize sağlık
Hani insanlık nerede kaldı?
Hani sevgi, hani saygı?
Aynen öyle. Duyarlı yüreğinizi gönülden tebrikler Fikri Bey.
gerçek dostlar var bir de /Peki biz onlara değer veriyor muyuz?
___________________ ? ________________________________________
TEBRİKLER, YÜREĞİNİZE SAĞLIK.- n.a.
Bu şiir ile ilgili 50 tane yorum bulunmakta