Hayat, hasta yatağına düşmeden ayakta kalabilmenin zaferini taşıyabilmektir.
Bir bebek kokusunu algılamak, ağlayan bir çocuk, kimsesiz bir yaşlı, bir hasta, bir özürlü gördüğünde kendini onun yerine koymaktır da.
Kimi zaman okyanuslara dalıp, nefessiz kalmaktır. Kimi zamanda anlamsız kahkahalar atmaktır.
Çıtır çıtır yanan sobanın üzerinde hazır bekleyen çayı bardağa doldurup, pencere önüne oturup yudumlarken yağan yağmuru, karı seyretmektir. Ya da yağmur altında kalıp sırılsıklam ıslanmak, kar altında kalıp iliklere dek üşümektir.
Bazen da kışın en acımasız soğuğunda çırılçıplak, inmeye cesaret edemediğiniz buzlu bir tepeden aşağılara kaymaktır.
İlkbaharı görmektir. Her rengi incelemektir ve derinlere dalmaktır. Yazı kucaklamak, doğumlara yatmış sonbaharı okşamak, kışın ise koşmaktır.
Yaz güneşini karanlık gecelerde lazım olur diye avuç içinde hapsedebilmektir.
Başkalarının yanlışlarını görerek doğruyu bulmak ve erken yaşlanmaktır.
Bir gülü sevmek, dikenleri yüreğinize batıncaya kadar sevmektir. Ve dikenine katlanmak zorunda olmadığınızı bilmektir.
Çoğu kez hayat, yakındakilere saygı, sevgi, şefkat sunarken uzaktakileri ihmal etmek, hatta unutmaktır.
Bazen da sevdadır. Kavun sanıp uzandığının kelek çıkması gibi hüsrana da uğratır; hazlar okyanusunda yur da..
Dalbarda ak çamaşırdır. Katıklı, katıksız fırtınalar döver. Leke aldığı gibi tertemiz kalabilmektir de.
Demir parmaklıklar gerisinde olsun, gurbette olsun, özgürlüktür.
Hayat bazan dar ayakkabılarla uzun yıllar yürümektir. Erken yaşlanıp, o dar ayakkabıları çıkarmak, gerekirse yalınayak yürümektir.
Yüksel ÖNAÇAN
Yüksel ÖnaçanKayıt Tarihi : 5.5.2010 05:28:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

kutlarım kalemi
tebrik ve takdirlerimle
TÜM YORUMLAR (3)