Can pazarından aldım ben aşkı,canımdan oldum...
Can pazarında sattım canımı,yarimden oldum...
Kurtlar sofrasında yenildi yaralı kalbim...
Her nefes alışım,dünya yolculuğunda bir vurgun...
Kurşun yağmuruna tutuldu,çiçeği burnunda hayatım...
Eyvah! Kim vurduya gitti zavallı gençliğim...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yazma anlarına serpilen şevk ve coşkuların ne kadarı ilhamla ilgilidir bilinmez; ama insanın kendi iç işleyişine her zaman hükmedemediği açık.Şair burada onu açık bir dille anlatmış buda kalmenin güçlü olduğunu gösteriyor tebrikler
Ne kadar içtenlikle yazılmış dizeler. Bu ne duygu yoğunluğu...Harika, harika...
Sabah sabah iyi ki sizi okumuşum.
Sevgiyle kalın.
Bir hayat akışını ifade ediş bakımında akıcı ve değerli bir çalışma. Tabi ki buruk ,üzücü ,umutsuzluk verici öğeler çok ama neticede duygular böyle dile gelmiş. Ama yinede küçükte olsa bir ışık olsaydı karanlığın üzerine,bir küçük gülümse olsa üzüntüye..
iyi olurdu gibi diyecem ama..
tabi ki bu benim beklentim.
Bununla birlikte alkışlar size ve eserinize..
Muhabbetle..
Hayatınızı değerlendirdiğiniz bu şiirinizi okuyunca
yüreğim burkuldu.Diğer şiirlerinizde gördüğüm ihanete uğramış ve terk edilmiş sevgili profili,yalnızlık duygusu su olup akmış.Ama beni en çok mısraların içine gizlenen umutsuzulk duygusu sarstı.Oysa akıl,fikir,bilgi dolu bir bayanın bu kadar umutsuz olamayacağını düşündüm.Bunun bir şiirsel söyleyişten ibaret olduğunu düşünerek rahatladım.
Şiirde çok güçlü mısralar, kıtalar o kadar çok ki bunların birini diğerine tecih etmeyi, diğer güzel söyleyişlere haksızlık olacağını düşündüğümden böyle bir seçim yapamadım.Ancak üçüncü kıtadan sonra şiirsel söyleyişin çoşkusu katre katre artmış çok güzel bir şiir olmuş dilinize gönlünüze sağlık.'10' puanı hak etmiş...
Saygılarımla....
harika bir siirdi...su gibi akmis yüreginizden...tebrikler
...............
Menbasından su içer gibi,
.........Kana kana içtim yalnızlığı...
.........Ne kimim var,ne kimsem...
.........İki kere yetim,bir kere öksüzüm...
.........Sevdiğim var,sevenim yok...
.........Dertlerimle dertlenip,ağlayanım yok.
.........Seven yanlış,sevdiren yanlış,
.........Kaçıp gidende mi doğruluk?
.........Önce hoş,sonra herşey boş...
.........Hayat mı yalan,hayata yeni doğan mı? .....yaşamın bir başka yönünü sorgulayan şair..dizeleri ile okuyucuyucu yalnızlıkla yüzleştiriyor..kutlarım sevgili Nilgün Pakyıldız..
Açılır,gönül evinin simsiyah perdesi...
Aynalara bakınca,düşer gözlerinden cümle cümle gölgeler..
Sessiz sessiz süzülür,gözlerinin içine gülen yüzlüler...
Katre katre yayılır kalp alemine,şiddetli bir talan...
Sükut-u hayal olur,yaşanan ve yaşanamayan mutluluklar...
Hasıl-ı vel kelam; Her ne varsa,her ne ise,küllüsü manidar...
Yüreklerden dökülen, ağıza geldiği gibi yazılan ve bu haliyle doğallık kazanan çok etkileyici bir şiir okudum. (Ant+10 puan gönül pınarımdan.. sevgyle kalınız.
nilgün hanım kutlarım. çok güzel bir yürek sesi. biraz karamsar olmuş ama siz yinede umudunuzu yitirmeyin.
sevgiyle kalın.
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta