Aynı döşekte uyuduk beşkardeş,
Kırk ayımız çıkmadan, yürüdük.
Yer sofrasında aynı kaptan yedik,
Aynı ekmek ve aynı aşı bölüştük.
Tek öğretmenli, o köy okulunda,
Eksikti kitap, defter, kalemimiz.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bizim hayat hikayemiz de bir çok yönleri ile sizinki ile benzerlik arz ediyor Uğur bey lakin ilk dörtlüğün ikinci mısraındaki "Kırkımız çıkmadan yürüdük" ifadesini anlayamadım. Orada bir klavye kayması mı söz konusu yoksa, sırlı bir mana mı gizli? Çünkü, hiç kimse kırkı çıkmadan yürüyemez.
Hayırlı çalışmalar.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta