Hayalat. Şiiri - Behzat Atıf Sakarya

Behzat Atıf Sakarya
13

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Hayalat.

Dudaklarımda şerha şerha dökülüyor nal sesleri
Nal sesleri uykumda
Elbet, rüya değil gözlerimi kaldırıp baktığım çehre
Ben dağlayıp dudaklarımı sekiz asırdır sustuğumda
Kanıma susamışçasına bir can aver iner boğazımdan su içmek için nehre
Dağlardan yükselerek yaklaşıyor nal sesleri
Nal sesleri kulaklarımda
Derinden derine bir kavga parmak uçlarımda
Yine bileniyor en paslı sevmekler
Sekiz asırdır kan ile paslı sevmekler
Beni bile bilemiyor dün yazdığım satırlarda
Yazdığım benden çok eski
Her gece simsiyah saçlarıma bir ay doğdukça
Ölümün beyaz bembeyaz sabahı yaklaşıyor şakaklarımdan
İstemem batmakla gaib olan bir mahbub’u
Batmakla gaib olan hiç hakiki güzel olur mu?
İşte nal sesleri
Titreyerek bir şey kopuyor göğsümden
Cehennemin nefes nefese koşan atlıları talan etmiştir göğsümün kemiklerini
Vâki olan tenimde sıcak sımsıcak
Prangalı bir mecburiyet bu ayaklarımda
Ben doğduğumda, gördüm parmak izlerim vardı bu şiirde
Bu şiir binbir hece ve bir nefesle yazılmalıydı, yazdım.
Nal sesleri
Paran renkleri
Vücudumda hararetli ve taze nigâh dehlizleri
Ben, aşk dediğimde kainat yaratıldı
Âlâm, şekva ve kan
Terkip olunduğunda verildi hayat
Ve;
Kamuslarda bir kadın “eve”
Kusturucu sancılar, büyüdüğünde karnımda sabır dedikleri liya
Daktiloda kalın harflerle hasret beyanı veren elleri nasırlı bir istihzar
Ve;
Şehir yok olduğunda göğsümde nal sesleri koparan bir arsız fürsan
Beni bir kuru kavgayla kanatma
Boğ beni ellerin dişlerimde yıkanırken
Duy beni sana kanarcasına susamışken
Çatlak göbeğimi hasretinden
İki vuslat zarı sekiz etsin iftirak tavlasında
Sustukça uzat
Göğsümde attıkça bu, büyüt pervasızca rakamları
İsmimin önünden geç
Ölümle müsemma kıl beni kimseye duyurmadan
Duvar yıkıldığında ya çekil
Veya dört nefes ile bir harf üfle kaburgalarıma
Ruhum çekildiğinde başımı çarptığım, kaşlarındı
Düştüğüm bu en derin çukurumdu benim
Gece, saçlarındı zemherirde üzerime serilen
Her kar yağdığında bin kefen giymek
Zannedersem bazı hareli gülüşlerin bedeli idi
Dudaklarımdan şehre sızıyor kan selleri
Kahreden bir istila, ufunetli bu kokusunu işliyor tenime
Ben ancak şakaklarımdaki beyaz telleri kurtarabiliyorum
Ellerim, gözlerim, göğsümde sızım ve kemiklerim, hatta kirpiklerim ve sair bütün uzvum sana mahkûm oluyor
Hâ!
Nal sesleri toplayan kulaklarım da ızdırabımı biliyor
Hâyâlat dediğim bu, dönen bir mermidir göğsümde
Yâr bir nazar eylemişti de iftirak parçaları savrulmuştu hani
Harp bitti,mağlup oldum
Ben hâlâ kavuran çehrende, yalın ayak sevmeği kuşanmaktayım
Sustu, nal sesleri
Dişlerimden görünüyor vurulmuş bir at’ın hararetli kanları
Bu dünya yük
Sevdamın bütün ağrıları geçti
Geçmek bu, bütün elemlerden büyük
Sırtımda yorgun bir sevmek ile müptela olan benim
Bana yazıldı şûrideli ayaklar ile bu beyabanı geçmek mecburiyeti
Ben ise
Susmak elemimin en ince kahırlarında
Kırgın
Şakaklarından karlı bir hâyâlatta nöbetteyim.

[ 13.25.58 / 09.10.25 - Perşembe | Adapazarı ]

Behzat Atıf Sakarya
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 17:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!