Su değildir, sâkin-i eşcârın aheng-i nefesi,
Cûy-ı rûhun titreyen aks-i hayâl-engîzesi.
Bir serâb-ı leyl içinde yapraklardan dökülen
Nağmedir ki sîne-i zulmette olur âvîzesi.
Gökte yıldızlar değil, ey dil, yanan nûr-ı keder,
Suyun aynasında lerzân rü’yet-i pür-sûzesi.
Gecenin koynunda bir hülyâ gibi mest u mübhemdir
Eski bir rüyanın ebr-i menekşe-rîzesi.
Rüzgârın getirdiği bu ses ne bârândır ne sel,
Bir zamanlar mâbed olmuş kalbimin dilsûz sesi.
Dalgalar mâzîyi söyler, her kıyı bir hatırat,
Sînesi pür-hûn olan târihin âh u hıçkırası.
Ey semâ, ey kubbe-i âmâde-i esrâr-ı nur,
Sende mi saklıdır ecdâdın yitik sevdâsı?
Minâre gölgelerinde uyur asr-ı ihtişâm,
Bir ezan bekler hâlâ taşların mâsum sadası.
Akşamın mor şerbeti dökülürken ufuklara,
Zamanın bî-rahm elinde solar altın çehresi.
Kayıt Tarihi : 24.1.2026 15:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!