İnsan bu beynin kıvrımlarında binlerce sır
Nehirlere kilit vurur, arslanlara zincir
Ay bile yakın oldu Mars'a şimdi hazırlık
Ne büyüksün insanoğlu, ne büyüksün insanlık
Akıl bu yol gösterir hem iyiliğe, hem kötülüğe
Akıl bir araç sadece yanında vicdan gerek
O yırtacak sen söküğü dikecen,
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,
Devamını Oku
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,
okudum!
bütün bir geçmişimle birlikte
yeniden yaşadım bütün yaşamışlıklarımı...
şu yaşıma gelinceye dek
çektiklerime hiç üzülmedim!
çektiklerine üzüldüm bir kadının
ve evlerinin önündeki pisliğe aldırmaksızın
adama yüklenen ağır yükün ağırlığına aldırmaksızın
pişkin, pişkin sırıtan
ablak suratlı büyüklerin
pişkinliklerine üzüldüm!
doğru!
sıkıntılarını sadece sanal bir kahramana:
Hasan' a...
yani 'sanal karındaşına',
tek dostuna anlatmıştı adam!..
yanında olması gerekenler,
türlü bahaneler de uydurmayı becermişlerdi doğrusu...
yok sarhoşmuş, her gece içermiş,
yok işten atılacakmış, ne naneler yermiş...
kadın dahi alet olurken bu safsatalara
adam hep yalnız kalmış
bir tanrı, bir hasan ve bir adam!
ama adam gibi adam; yine de dayanmış!
ne demişti adam:
“ah be hasan!
çaldılar ağzımıza bir parmak bal;
sanırsın bağ bağışlamışlar!
oysa, ortada “ne rütbe var ne de mal! ..”
bu adam mı çok aptal? ..
“cep delik cepken delik”
üstelik,
cem etmişler de varını yoğunu,
alt alta toplamışlar;
çıka, çıka bir “adam” çıkmış…
iki çocuk, bir de kadın;
bir başına yaşamı sırtlamış…
yani “adam” hamal! ..
buyruklarına amade efradın(!)
yani hasan;
doğuşumuz bir ilmî hal,
yaşamımız baştan sona ihmâl!
büyük hâkîm çoktan kırmış kalemini,
-uygulanacaktır hüküm behemehal! -
budur işte çetelemiz hasan,
budur ahvâl!
hoşça kal! ..”
peki ne yapmış adam?
tanrı’ dan kesmiş umudu, hasan’ a avuç açmış…
neresi yanlış bunun?
adam bir şey daha demiş:
“Ben kaybolmuştum, sen yoktun...
Sonra, henüz ne olduğunu anlayamadan çıkıverdin karşıma! ? .
İşte ne olduysa o anda ve o andan sonra oldu...
Beni sen buldun! ..
Ve o andan sonra
Hayatımdaki bir çok değişikliğin altında senin imzan oldu...
Unuttuğum tebessümü hatırlattın önce...
Yine, yıllar önce unuttuğum dost ve arkadaş meclislerini hatırlattın...
Oturup iki lâf etmeyi zül sayarken,
sohbetin vazgeçilemeyecek bir ihtiyaç olduğunu hatırlattın...
Lâtife yapmayı hatırlattın...
Sevinç ve korku uzun zamandır benim için hiçbir anlam taşımıyordu;
sevinç ve korkuyu hatırlattın...
Telefondaki ‘’alo’’ sözcüğünün,
oralarda bir yerlerde birilerinin olduğunu ifade ettiğini hatırlattın...
Ot gibi yaşayıp giderken –yaşamaksa bu eğer-,
insan olduğumu, düşünme yeteneğimin olduğunu,
kandan ve çamurdan olduğumu hatırlattın...
Ama en önemlisi, hepsinden önemlisi;
o en önceki Ben’ i,
bir zamanlar sevgiyle-aşkla-özlemle donanmış bir yüreğe sahip olduğumu,
sevgisiz-aşksız-özlemsiz yapamayacağımı,
sevgiyle-aşkla-özlemle bağlanacak birilerini bulabileceğimi hatırlattın...
Kısacası, sen bana gerçek kimliğimi, Ben’ i hatırlattın...
Şimdi bırakıp gideceksin görevini tamamlamanın derin huzuru(!) içerisinde, öyle mi? ! .
Sana yaşadığım işkenceyi anlatmıştım oysa!
Hiçbir canlı -en akıllısından en delisine, en güzelinden en çirkinine kadar-, aşağılanamaz!
Çünkü vicdan denilen Tanrı gölgesi, buna müsaade etmez!
Vicdan, bunu bir kez yapmaya kalktı; bahçedeki en güzel çiçekler isyan ettiler bu karara!
Bahçıvan o çiçekleri eski haline getirinceye kadar neler çekmişti biliyorsun!
Ve her gün aynı korkuyla yaşayan ben;
elbette her dakika, her saat, her günümü bu korkuyla geçirmeye devam ediyorum...
Ve bu korkunun mantığını da sayende bulmadım mı?
Ve bunca çilenin içerisinde, kendim için yarattığım cenneti bana çok mu görüyorsun? ..
Olsun!
Bunu, üzerimdeki hakkına sayıyor ve sana hiç kızmıyorum...
Sadece içimin,
kalbimin ağrısına nasıl tahammül edebilirimin hesabını yapmak düşündürüyor beni!
Keşke hatırlattıklarının yanında bunu da öğretebilseydin bana!”
kim yürümüş de gelmiş arkasından
ve kim yardım etmiş?
etmesi gerekenler ne cehenneme gitmiş?
uzatmak çok anlamsız…
faizleri de ödenmiş bir yaşamın
daha fazla kaçmamalı tadı..
sevginin ve saygının son bulduğu
/belki öldüğü
hangi ortak yaşama “yaşamak bu” denebilir?
bunu anlamak için
/hodri meydan!
neden delikmiş cepken?
hesap istenebilir!..
Saygılarımla Hoca’ m…..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta