dünü yine dudağından ıskaladı gün
rüzgârların önünde dağılan bir gölgeyim
güneş açsa inan yeniden var olacağım
bir ağacın dibinde ya da bir korkuluğun
önünde
şimdi kim bilir sen
hangi bulutun yağmuru hangi tepenin rüzgârısın
ellerinde bir demet nergis hangi pencerenin altından
hangi sevgiline şiirler okuyorsun
sorsam beni tarihlere günlere hatırlamazsın
oynadığımız oyunları saklandığımız o bahçeyi
diğer çocuklara yaptığımız berbat şakaları
ve annemin elleriyle açtığı o su böreğini
hayat böyle işte
bize kötü oyunlar oynar ismail
uzaklarda sensiz şehirlere terkedilmiş metruk bir binanın
yıkık dökük merdivenleri gibiyim
düşünsene tanıdığım birileri ve albenisi yok sahip olduğum
duvarların kapıların
ah! bu şehir beni yavaş yavaş çürütüyor ismail
ismi yok sokakların keşmekeşliğinde uyanıyor her gün
geceler daha da tuhaf yalnızlık kol gezerken dört yanda
ve rüzgârların sesi daha bir gür in cin top oynar
kuytu yerlerde
ruhum sığmıyor hiçbir yere uykularımdaysa afakanlar
senin gelip geçmeyeceğin yerlerdeyse hep sonbahar havası
sensiz buralar çok soğuk sudan çıkmış bir balık gibiyim
hem bitkin hem de teknesi buza çarpmış
okyanuslar ortasında kalmış bir kaptan gibi
çaresiz ve umutsuzum
yine de gözlerimi her kapattığımda
çocuk yanımın tatlı hayalleri ve oyunları var senle ismail
kokunu musonlar toplayıp her gün getirir bana
sanki burnumun ucunda tüten bir çiçeksin
sen gelince aniden güneşler açar yüzümde kalbimde
ve güller içinde salına salına
ah! ne tatlısın sen
sevinçten uçuşan eteklerime bak ılık meltemler usul usul öperken saçlarımı
heyhat! rüya ve hayaller hep kısa süreli ismail
gözlerimi bir kırpıp açmamla birden yoksun
yoksun ya ellerim kollarım birden dökülür yanıma
kalırım öylece bomboş
annesinin terkettiği bir kedi gibiyim ismail
sensizlikten ölüyorum
ah! viran pencerelerimin baykuşları
boş sokaklarımın ah! birkaç sarhoşu ellerinde kırık rakı şişeleri
ah! sizin gibi ziyan kırılan dallarım ah! zebil ziyan bağlarım
ah! zor kaderim benim
uzaktan sesler gelir hayal meyal
gölgeler meydanlarda buluşur gün güler geçer üstümden
akşamsa iner birazdan boz tepelerden
çok korkuyorum buralarda ismail
eskiden her korktuğumda gelir sıcacık sarılırdın
şimdiyse yalnızlık sarıldığında denizini arayan bir martı gibi
fırtınalarla birlikte savrula savrula ağlıyorum
sele dönen gözyaşlarıma bak ah! acı şu garip halime
içinde sürüklenen yaşamak için mücadele eden karıncalara bak
onlar boğulmadan olur ki
karaya sana ulaşırlarsa
öp! onları gözlerinden öp! ismail beni öper gibi
beni öper gibi
2026 ilk gecesi şubatın
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 1.2.2026 05:59:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!