Karanlıkta göz kırpsan, bilirim gülümsedin
Yüreğimle duyarım yüreğinin sesini.
Alnımda çizgilere benzer uzun çizgiler
Anlarım ben yine de devrin zamanesini...
Okudum yazamadım, kalem tutmadı elim
Kim yazmışsa çözemem aşkın alfabesini.
Daha yüzünü bile görmeden kul olan var
Uzak bir çığlık gibi, almadan müjdesini…
İki dağ arasında akar bir deli nehir
Sürükleyip götürür dertlerin cümlesini.
Mutluluk bekliyorken geçip gittin ey ömür
Daha doğarken yedik feleğin sillesini…
Bıkmaz gönül nedense, elli dört bahar geçti
Yaşatıyor dört mevsim çocukluk hevesini.
Her karış toprağında izim var koca dünya
Saklarsın bedenime üç metre karesini…
Ne Süleyman’a kaldın, ne Yunus’a yar oldun
Kendine mal etmişsin servet silsilesini.
Yollarım uzadıkça, ötelerde var oldun
Öğrenemedin gönül kendini bilmesini…
Muammadır bu hayat, bitmedi ne sınavsa
Kopya vermiyor kimse bulamam şifresini.
Sevdik, taptık olmadı, sen de sev, sen de sömür
Hay ben böyle sevmenin yedi sülalesini…
Murat Nail Güney İstanbul
25 Nisan 2011 Saat:06.06
Kayıt Tarihi : 25.4.2011 06:16:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Koca bir ömrün kısacık özeti işte... İster hikaye sayın, ister roman :)

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!