dalgınca gezdiğim sokaklara attığım kanca
voltalarımı vuruyor,
alıp gidemiyorum başımı
adımlarımın ayarınca.
yavaş yavaş bir perde inip gökten
ortalık kararınca,
karşımda duruyor bir yüz
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Çok şık bir şiir,günün şiiri olmayı hak eden yerinde bir seçim.Keyif alarak okudum. Zekice kaleme alınmış esprili nadir güzellikte seçkin, muhteşem bir eser.Sayın Aktaş gönülden kutluyorum sevgiler.
Ve eklemeli şunu da..:'Hangi ben?'
İnsan, zamanla mekanın elbisesini mi taşır dolabında? Mesela ilkbaharda yeşilin her tonunda, deseninde alın ve beyazın bolca yer aldıklarından mı giyer? Çıksa kırlara, sevincinden kelebeklere, arılara, yuva yapan kuşlara mı benzer?
Gelince sonbahar sarar mı ceketi, gömleği kahve, paltosu siyaha mı döner? Vedalar daha da artar mı, sıkça demiryoluna çıkar, pencerede her gördüğüne mendil mi sallar? Durduk yere ağlaması mı tutar?
Şair de benzer duyguları yaşıyor sanırım... 'Neleri taktığını' düşünüyor ardına, neler geçiyor aklından? Rüyada mı, değil mi? Yoksa yaşanan bu günler gerçekten mi?
'Hay Allah!' şaşkınlığında geçerken günler, şaire de geçiyor işte... Ve böyle doğuyor günü resmeden şiirler...
Kutluyorum Osman Bey, Değerli Dostum...
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta