Hava atmak nedir? Havayı elinizde top yapıp size bakanlara fırlatmak, yada havayı kucaklayıp, onlara doğru püskürtmek midir? Nedir nedir? cevap verin lütfen hava nasıl atılır? Atılanın canı mı acır? Amaç havayı atarak can mı yakmaktır? Bu bir vahşet değil midir? Atılan havanın, can yakması için ne tür işlemlerle ağırlığı ayarlanır? Durduk yerde başkalarının canının yanmasını istemek, ruhsal bir dengesizlik değil midir?
Gençlerin tekerlekleri patinaj çektirerek (bunun adı pati çekmekmiş, pati kedi ve köpeklerin ayak uçlarına verilen isimse, hayvanların patileri niye çekilir? Amaç bacaklarını mı ayırmaktır? Hayvan sevenler nerededir?) araba kaldırmaları ile arabanın yani duman çıkan tekerleklerin canı yanmaktadır. Bu durumda arabanın tekerine mi hava atılmaktadır. Yoksa kazamı oluyor, bu ses ne diye, şaşkın bakışan insan evlatlarının ödleri mi acıtılmaktadır? Hava bunun neresindedir? Tekerin için de midir?
Cistak, cistak müziğin sesi sonuna kadar açılmış arabalarla, sünnet alayı gibi caddelerde dolaşmak, araba içerisinde tıklım tıklım dolu gençlerin kulaklarına yapılan bir zulüm müdür? Kim sünnet olacaktır? Sünnet için yaşları geçmiş değil midir? Yoksa hepsi Müslüman olmaya karar vermiş bir araba dolusu yabancı gençler midir? Kendi canlarının yanacağı korkusunu, sağır olarak mı gidermeye çalışmaktadırlar?
Yaşı geçmiş hatunların, buruşuk ve pantolondan sarkan göbekleri hava aldırılarak, bizde doğum yaptık ama göbeğimiz çatlak ve yağlı değil biz de açalım cesareti verdirmek, göbeği açık bir sürü kadın oluşturmak, böbreklerini üşütmüş kadın sayısı ile üroloji doktorlarının hasta bulmak için sergiledikleri sinsi bir oyun mudur?
Kapalı mekanlarda bile CIA ajanı gibi dolaşan vatandaşlarımızın, gözlük markalarının rayban olduğu ne malumdur? Güçcücük marka karşıdan nasıl okunurda, gözlükten çıkan hava bizlere tesir edebilir?
Çaldığı halde 15 dakika açılmayan cep telefonlarının müziğinden, telefonun markası nasıl anlaşılır. Günlük kurlarla fiyat listeleri görülebilir yerlere asılmalı mıdır? Yoksa o şahıs markayı bilenlere cep telefonumu hediye edicem kampanyası mı başlatmıştır? Bu konu niçin ilan edilmemiştir?
Veli toplantısında çocuğunun özel derslerle piyano çalmasını bildiğini söyleyen veli, niçin müzik öğretmenine flüt çalmadan 5 değil de 4 verdiğinin hesabını sormaktadır. Piyano ile flüt aynı mıdır? Özel piyano dersi aldığını topluca öğrendiğimiz çocuğa öğretmen ve bizler secde mi etmeliyiz? Yarab bu ne ayrıcaliktır? Bu çocuk piyanosu ile birlikte okuldaki şeref köşesinde yerini niçin almamakta, hareketsiz günlerce piyanosunun başında mağrur ve gururlu durmamaktadır?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Havası olanlar atıyor, ya olmayanlar....
Nerde hava atanların havasının bittiği zamanlar.
Selamlar ve teşekkürler bu güzel manzume için.
Güzel yazılmış ve de anlamlı.
Tebrik ediyoru.
Selamlar
Z.Yapar Kaleli
sizden şiir beklediğimi unutma
saygılarımla:
rr.akdora
hep zayırf taraflarımızı ele alıyorsun,bazılarını görme, her şeyi görmeye kalkıştığuında çobuk yaşlanırsın. saygılarımla:
rr.akdora
Çok güzel....
nesir de de başarılısınız..
tebrikler
Atılan havalar ne zaman tükenecektir? işte güzel bir soru arkadaşım eninde sonunda tükeniyor takke düşünce de kel görünüyor
'atsınlar bakalım..yüreğinize sağlık tebrikler...'
ibreti alem hava atmak nasıl olurmuş görsünler:))) yakışıyor yeğenimin kalemine çok dersler verdin sağol teşekkürler selamlar
Turhan Toy
Hava atma ..güzel bir düşünce yaklaşımı.ama malesef insan genlerinde bu tür duygular yoğunlukta ..olduğumuz gibi yaşamak bence en iyisi ...güzel bir anlatım...tebrikler..atıl kesmen
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta