Bir Rumeli türküsü gibiydi gözlerin
İçinde kayboluyordum guzelliğinde.
Bir de tatlı tebessümün bal kaymaktı üzerine.
İşte ben, böyle tutulmuştum efsunlu gözlerine.
Düşüyordun hayallerime gece olunca
Sen sanıyordum gaipten bir ses duyunca.
Dilime dolaşıyordu adın, bogazımda tek tümce.
Ne olur gitme, geceler hüsran, hayalin gidince.
Yine bir eylül sabahı işte, rüzgar serin.
Hasretim oldu varlığın, bu sevda çok derin.
Sensizliğin sessizliğinde boğuluyorum inan
Varlığın olmuş yaşama sebebim.
Yaprak dökümü yine, ağaç toprağa ödüyor diyetini.
Her dünyaya gelen toprakta sinayacak ebediyetini.
Dünyada her canlı aşkın nüvesi
Şafağı parçalayarak doğuyor her sabah güneş
Her doğumun var bir oluşum öncesi.
Gözlerinin ferinde doğdu bu büyük aşk.
Her türlü güzelliği betimledim bakınca.
Sen, hasretim, sevincim, öz benliğimde yanan ateş.
Yanımda olmasanda,
Gözlerinin içinde doğuyor ilahi güneş.
Sen, baharda dört yapraklı yonca
Koklamaya kıyamadığım Gonca.
Gözlerin kocaman gökyüzü yıldız, yıldız
Zaman geceye varınca.
Sonbaharda yazılıyor ayrılığın andı.
Her sonbahar gelişinde, yürek sensizliğe yandı.
İşte ben böyle sevdim seni, mevsim, mevsim.
Şimdi senden geriye kalan,
Anılar ve siyah beyaz bir resmin.
Uzaktan uzağa görünüyor Balkan dağları
Sıra, sıra dizilmiş eteklerinde mor sümbüllü bağları.
Çoktan geçip gitti gençlik cağları.
Sen, içimde bir ukde, aklıma gelince,
Kalemin ucunda, pınar olup çağlarım.
Kayıt Tarihi : 6.09.2026 12:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!