Seninle hasbîhâl kabul et bunu,
Dost dostun sesini duymalı Osman.
İmanlı gönüller gaflet okunu,
Ruhundan asılıp, kırmalı Osman.
Öğüt ver, öğüt ver, şu mücrim başa!
Şimdi tercihler hür, nefisler paşa!
Hele, aşk denilen zehirli aşa,
Gönül ekmeğini banmalı Osman.
Kırıldı dostluğun çelikten bağı,
Ayırt edemedim ölüyü, sağı..
Günah meydanına yığılan dağı;
Tövbe hüneriyle oymalı Osman.
Sohbetten sohbete koştuk seninle.
Kol kola zikirde coştuk seninle.
Şiir yazma dersin, hele bir dinle;
Hüzünlü gönüller olmalı Osman.
Halimiz riyanın tüccarı olmuş..
Baldan kısmetsizler hep arı olmuş..
Günah yüze vurup, sap-sarı olmuş..
Gayri saçı başı yolmalı Osman.
Başlayınca söze bitmek bilmiyor..
Şu gaflet bir türlü gitmek bilmiyor..
İçim alev, alev tütmek bilmiyor..
İman derinlere dalmalı Osman.
Kuru bir hal-hatır sormaktan aciz!
Hatırlatsam bile, sayıyor taciz!
Yoksa gönüllere geldi mi haciz?
Dost dostu arayıp bulmalı Osman.
Hep, eskiden diye başlarız söze..
Kan gelir ekşimiş, kırışmış yüze!
Şu nefis denilen densiz öküze,
Toparlanıp hesap, sormalı Osman.
Nasıl aramıza girdi uçurum?
Ne rivayet uyar, ne de bir yorum!
Nolur bırakmayın, nolur diyorum!
Gönüller hasretle yanmalı Osman.
İblis teker teker yutar da bizi,
Alev çukurlara atar da bizi,
Ölmüş haberiyle dövmeden dizi,
Her dostu arayıp, bulmalı Osman.
Kayıt Tarihi : 20.2.2017 01:32:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!