Hatırlar mısın Mehmet, sokağın başındaki bekâr evini,
ve evin yanı başındaki sokak lambasını,
ışığı ölgün ve direği paslı? ...
Sanki o da bir gurbet yaşıyordu bizim gibi, uzun ve yaslı.
Ölgün ışığına bakarak az mı hayallere dalardık?
Sonra bir gün,
Mahallenin çocukları kırdı da lambayı,
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




Sabır ve şükrü sigara dumanına boğdurmuşsun şair bey. Keşke bahsini ettiğiniz o mübarek sabrı sigara gibi içinde 4000 çeşit zehir barındıran bir zıkkımdan uzak durma hususunda gösterseydiniz.
Hayırlı sınavlar.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta