Bilinmiyor.
Ey oğlu, dinle. Bu sana son anlatışımdır aşkı.
Gönlünü dinle, aşkını sakla. Sen ol, sen.
Sanma ki aşkı bir koku, bir ten.
Yanmadan ateşinde, bilemezsin aşkı sen.
Acıyı tatlı eder, aşkı var eden.
Şimdi bir virgül bırakmak zorundayım yaşama
Nefes nefese kalmışken, son bir kez derin bir deryaya dalıyorum.
Gözlerindeki ufka bakıp fısıldıyorum hala dönen dünyaya.
Sonra, yağmur damlaları gibi kavuşuyorum toprağa.
Başlamak zorundayım, henüz yola çıkmadan yaşamaya
Boynum yine bükük,
Uykularım bölük pörçük.
En iyisi, oturup sakince düşünmek.
Kalemi almak ele ve başlatmak yeni bir hikaye.
Odaklanamasam da yoluma, biliyorum yeni hayaller iyi gelecek.
Belki yeninde iyiye gidecek her şey.
Günlerden pazartesi
Saat gecikmiş zamanlara yakın
Alarm uyandıramadı yorgun latife sahibini
Ben sesini duymayı bekliyorum, adını sorduklarında.
Gülüşlerin çınlatırken kulağımı
Artık vardım kayıp nedenler yolunun sonuna.
Elimde senden daha hür ve mazur hiçbir yolcu kalmadı.
Bir senden armağan satırlar ve bir benden,
Ateşe mahsur umutlar mumlarda tütmekte.
Gözlerim gördü sensizliği,
Ellerim tuttu yokluğunu.
Saat, yine göstermeye meyil etmiş zamanı,
Yokluğundan kurumuş çiftçinin samanı,
Bense pencerem ile görmek arasında hapsolmuşum,
İki ezan arası, mahvolmuşum.
Ne saatler, ne günler gösterir zamanı,
Görüyor mu karanlık kalpler enkazları,
Gömerken sevdiklerimizi karanlık binalara,
Sarıyor mu ihtiyaçlar yaraları,
Ararken onlar esirgenen erzakları.
Ölüm gibi bir gün bugün,
İçimde, sisler arasında bir yol var şüphelerimden.
Ya deliliğe yürüyorum, ya da akla koşuyorum, aşkla.
Her halükarda yeniden muallakta kalıyor hayaller.
Sanki, bir antik tiyatrodayım, bir takım tanrılar ve bir takım seyirciler var.
Ben de son derece başarılı bir şekilde meddahı oynuyorum.
Ben ona, o başkasına ya,
Bu yüzden mi koptu tufan.
Ciğerlerim mi karardı, yoksa gözlerim mi seni ilk gördüğümde.
Gideyim mi buralardan, kaçayım mı kalbim bir buz sarkıtı gibi düşerken serden,
Bekliyim mi paramparça oluşunu,
Seyredeyim mi gökteki seni.
Seni sevmek o kadar aşkıma hakaret ki artık,
Yorucu, bir o kadar da kolay nefsimi korurcasına.
Seni sevmek, beni korumak, bizi sevmek,
Geceden aldatılırcasına, gündüze küsmüş gibi.
Öyle basit bir gömlek kokusu gibi siliksin artık.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!