Bu seher de gül yaprağına düşen çiylerle düştün hayal aynama. Hurufattan ayn,şın ve kafı hıçkırık tuttu… İklimime ışıl ışıl gülen gözlerin yağmağa başladı sabah serinliğinde…
Avuçlarımı yumdum. Yaktı avuçlarımı kor gibi hayalin. Buymakla yanmak arasında gidip geldim. Yokluğun dondurdu, hayalin kavurdu. Ellerinden esen serinliği, nefesinin yakıcılığını hayal ettim. Hayal iklimimi baştan başa fetheden sendin. Harflerde kâh üşüdüler kâh yandılar. An geldi hasretin kıskacında hıçkıra hıçkıra ağladılar.
Sonra, yüreğim bir gül dalına tutundu. Sen açtın ucunda. Ayn,şın ve kaf harfleri boy verdi. Tek hece, tek söz gül açtı. Şerhe güç yetiremedi hiçbir şarih. Çünkü açılan gonca aşktı. Bir akşam alacasında sular tutuştu, güller kana kesti. Tüm aşk perileri, nefes nefesti hayaline yetişmek için. Gülüşünü hayal ettim, hayalin nefesimi kesti. Hurufatta hıçkırık, yüreğimde ateş ömrümden hasret ve aşk kıvamında bir seher daha geçti.
Takvimlerden bir yaprak düştü suya, mevsim hazana erdi. Hüzzam şarkılar boy verdi,seni betimledi rüzgâr, seni anlattı devran. Harflerimin yüreğine düştü hatıran. Aşkım hazan mevsiminde şıvgın verdi. Harflerin boğazına bir hıçkırık düğümlendi.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




beğeni ile okudum aşk gülünün doğuşunu. arabi harflerin güzelliği yansımıştır rengine eminim. ama her aşk bitiyor birgün.kaleminize sağlık.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta