Tarihten güne düşmüş bilmem kimin eseri
Demir bir bilezikle tanıştığımdan beri
Yürek yakan feryadım inletiyor her yeri
Sanki önümde engel göğe uzanan dağlar
Ah duvar, zalim duvar!
Gün gelecek gizinden bıkacağım taş duvar
Bir hamlede tepene çıkacağım taş duvar.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Devamını Oku
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..




Bir borges öyküsünden...
Karanlıkta yattığım yılların sayısını unuttum; bir zaman genç, bu zindanda volta atabilen benken, şimdi beklemekten, hem de ölüm-duruşunda, yazgımı beklemekten başka bir şey elimden gelmiyor.
...
İlle de bir şeyler yapma, ne yapıp edip zamanı doldurma çaresizliğinin kışkırtısıyla, kendi karanlığımda, bildiklerimin tümünü anmaya çalıştım. Bitimsiz geceleri, taşa-oyulma yılanların sırasıyla sayısını ya da şifalı bir ağacın şaşmaz biçimini anmaya adadım. Böylece geçen yılların gönlünü aldım gitgide, böylece aslında benim olanı yeniden ele geçirdim.
...
Bir gün ya da bir gece —benim günlerimle gecelerim arasında ne ayrım olabilir ki?— zindanın zemininde bir kum tanesi gördüm düşümde. Önemsemedim, yine uyudum, düşümde uyandığımda, zeminde iki kum tanesi vardı. Yine uyudum, kum tanelerinin sayısının üçe yükseldiğini gördüm. Böyle çoğalıyor, sonunda zindanı dolduruyorlardı, ben de o kum yarı küresinin altında ölü yatıyordum. Düş gördüğümü kavradım; büyük bir çabayla silkindim ve uyandım.
....
Kişi, yazgısının biçimlenişinden şaşkına döner gitgide, nereden bakılsa kişi, içinde bulunduğu koşullardır. Bir şifre-çözücü ya da bir öc-alıcı, tanrının bir rahibi olmaktan öte bir tutukluydum ben. Düşlerin labirentlerinden, sılaya dönercesine döndüm acımasız zindanıma. Onun ıslaklığını kutsadım, kaplanını kutsadım, o ışık sızıntısını kutsadım, kendi ihtiyar, acılı bedenimi kutsadım, karanlığı ve taşı kutsadım.
...
bu yüzden, burada bu karanlıkta yatarak günlerin unutuşa gömmesine bırakıyorum kendimi.
Tanrının El Yazısı- jorge lois Borges
nev'i şahsına münhasır mısralar..
yüreğine sağlık,,,tebriklerrr
Paylaşım için teşekkürler.
http://www.fotografdefteri.com/37391/?v=geridon&d=10/23/2009%2012:48:31%20PM
İnsanlar sahip olduklarının değerini, kaybettikten sonra anlarmış. Sonradan ne kadar çırpınsak nafile.
Teşekkürler sayın Kırat. ON.
Bu şiir ile ilgili 25 tane yorum bulunmakta