Hani diyordun ya nerde, kimle, nasıl olursan ol, elinde baston iki büklümde olsan, yaşama dair en ufak bir arzun kalmasa da, yemin et, her ilk ilkbaharın ilk günü bu çınarın altında ol, ben hep ordayım diyordun. O çınar orda olmasa da sen ol diyordun, bir gün bende olmasam bil ki dünyadan göçmüşümdür diyordun, yasını kimlerle paylaşsam sevgili, çınarlar anlamaz ki, beni bir sen anlardın ancak sevgili, şimdi buralar çok kalabalık, sevgililer var el ele, şimdi buralar çok sessiz sevgili, yalnız kaldım kalabalıklar içinde, sensiz kaldım. Böyle olmamalıydı, bendeki yaşanmamışlıklar yetim kaldı sevgili. Bir şafaktı sana yazdığımda bunu, ilk günüydü ilkbaharın ve gece karanlık örtüsüyle yorgun hislerimin üstünde ama sen hala yoksun sevgili…
Çok baharlar geçti çınarın altında, senden yoksun. Sözümdeyim hala, belki bir gün çıkar gelirsin diye. Çok ağlamaklı oluyorum, sen aklıma düşünce, boğazımdan aşağı bir ateş topu iniyor geçmişe, eski külleri tutuşturan, göz pınarlarım göz kapaklarımı zorluyor, ağlamak yakışmaz ama bana değil mi? Yanımda olmasan da, ağladığımı istemezsin değil mi? Artık bedenim çok yorgun, yaşlı ve de sensiz düştü, belki bir, belki iki defa, belki de bu son gelişimdir sana. Yinede seni özlemek güzeldi, bir ömre bedeldi ama sensizdim ama her şeye rağmen seni özlemek bile güzeldi…
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




yüregine kalemine saglık kuzen..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta