Haini meçhul olmayan sevdalar eklemiş onca çizgiyi suratının her yanına, güzel gözlerinin altına.
Ters yüz edip gitmişler, ar, edep yoksunu, hissiyat yoksulları, binip nakörlüğün atına.
Elleri, sonu güzün adaletine kalmış kuru yaprak misali titrer halde kalakalmış, bırakıldığı yerde.
Giden midir terk eden yoksa kalan mı diye sorular dolaştırır bir vakit maşuğa feda o serde.
Dudakları Mecnun'un ayakları altında ezilmiş çöllere nispet edercesine kuru, çatlak çatlak.
Dudaklarına inat gözleri aşkın çeşmesine denk, süzüyor var mı bir gelen diye ıslak ıslak.
Bir yudum hatta bir damla şarap bile geçmemişken o suskun boğazdan bu neyin sarhoşluğu?
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta