Hamdolsun Hamdullah Efendi mi?
Mahallenin bakkalıydı.
Geçenlerde bir sohbetimiz geçmişti.
Size ve bana söyleyeceği birkaç yalandan başka
diyeceği pek bir şey yoktu aslında.
Var olmasına vardı; ama
günahı pirincin taşları kadar ağırdı.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



