Baban diyor ki: 'Meserret çocukların, yalnız
Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
Fakat sevincinle
Neler düşündürüyorsun, bilir misin? ... Babasız,
Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
Sıyah-ı mateme benzer terâne-i îdi!
Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
Sakat Süvarinin Karısı
Meğer çoktan dökülmüş
Aynalardan sırlar,
Çoktan yayılmış kanser kokusu
Apartman boşluklarına
Devamını Oku
Meğer çoktan dökülmüş
Aynalardan sırlar,
Çoktan yayılmış kanser kokusu
Apartman boşluklarına
sancilanmis çok tilki tanirim anlamsizliklarindan
çikar biraz da su oksuz giyinsin
ver az biraz da su yoksul yesin
hani
ve ve ve
benzeri benzerin benzerlerin bir bir sayar gidersin
oyle ya az degil ustun ustune ustelik..ki bilirsin
çoktan çok daha fazla demli bir revizyonistsin
çiplak koy..aç birak..sur-surundur..sov-say
sadakayi savun dur kalk dogrusu..vay ki vay
hani,kaf dagindan mayalanmis bir hikàyesin
kim *
ne *
nereli *olduguma degil yarattiklarimla bilmelisin
beni en basta olabildiysen sen..neyin ne/si kimsin
gun ne..saat kaç..paralellerinizde ay yil bilir misin
insan nedir kim ne içindir diye edip sormadim..bak
bitip-olanlardan sonra çok daha sansli degil misin.?
..........hani
sozden anlasaydi insan olurdu
Làkin geveleyip durur çag bu çag'da
yazik ki ne yazik..tabii ki hak veriyorum size
yakisan da bu bundan baska soyleN..ne olur/du
..........ki
horozsuz yumurta olur yapar tavuk hemde saga sola birakarak
ama civciv degil olup varan koku/dur yumurtadan gelir saçilarak
.....................................................................21 gun sonra kir bak
inanmak istemezsen bendenizden degil suç..otur oku anla kalk
edinip anlayacagin veya edecegin çoktan çok olup gelip dururdu
olmayinca dus/u çap/i/da el kapisinda durur tasi tas degil ki hani
.......................................yapi da..................................................
simdiden vereyim yanitini bilge;
anlatmak için degil dusunmek için yorulur
olur ya gun BirGun bilmez birince sorulur
ihtimaller hipotez/dir altina duseni ile ustunde kalani
..........................................gun BirGun gelir elege
Ahmet Refik Gundogdu
…kıymetli dedeciğim son iki günkü şiirler Osmanlıca, farsça, Arapça ağırlıklı şiirlerdi. Sizin övdüğünüz Cihat Hocam (ben denizde öyle biliyordum) bu şiirlerin anlamının ucundan kıyısından dahi geçemedi. Hiçbir açıklama getiremedi. Demek ki Nasrettin Hoca misali o başındaki kavuğu (hoca lakabını) boşuna taşıyor.
…zaten kendisi yeni yeni samimiyetime inanmak üzereydi. Böyle yazınca artık hiç sevmeyecek ama ondan beklentim büyüktü. Hayal kırıklığına uğrattı. Yazmadan duramadım. Kanra bey de bu hususta beklentilerimi karşılamamakta bunu da belirteyim.
…iş bizim gibi yarım hocalara kaldı bekleyin şiirin açıklamasını ve yorumunu yapacağım.
'Biz şairler ayrı milletiz.'demiş ustanın biri.(Yahu kimdi, çıkaramadım şimdi.)
Feyzi Bey'in Fikret'le aralarında ahlak anlayışları bakımından parelellik kurması hoştu.Demek ki istenirse görüşleri taban tabana zıt insanlar bir şekilde ortak noktada buluşabilirmiş.Cihat Bey'le her ne kadar aynı düşüncede olmasak da adamın dürüstlüğüne, gözü karalığına ve konusuna olan hakimiyetine şapka çıkarırım bendeniz de.
Fikret şeker hastasıydı.
'Şekeri yükseldiği zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını
Günahkâr da sayılmazdı..' hesabı, şekeri düşüp rahatladığında evecen imana gelir, şafakta Istanbul semalarında yankılanan Davudî bir ezan sesinin büyüsüne kapılır.Allahü Ekber sesleri semâyı sararken bütün tabiatı ulvî bir sessizlik içinde, Allah'a ibadet ediyor görür:
Allahü Ekber... Allahü Ekber...
Bir samt-ı ulvî: Güyâ tabiat
Hâmuş hâmuş eyler ibadet.
Gizli ve görünen, aydınlık ve karanlık bütün âlemler sanki inleyen bir sükût içinde devamlı bir şekilde Yaradan'ı zikretmektedir:
Allahü Ekber... Allahü Ekber...
Bir samt-ı nâlân: Güyâ avalim.
Pinhân u peydâ, nevvâr u muzlim;
Etmekte zikr-i Hallâk'ı daim.
Tabiatın kalbi âdetâ ulvî bir sükût içinde, âlemlerin rûhu inleyen bir sessizlik içinde dâima Allah'ı anmakta, derin bir ürpertiyle Yaradan'a kulluk etmektedir:
Allahü Ekber... Allahü Ekber...
Bir samt-ı ulvî: Kalb-i tabiat,
Bir samt-ı nâlan; Rûh-ı avâlim,
Etmekte zikr-i Hallâk'ı dâim,
Etmekte ra'şan ra'şan ibadet.
Fikret'in yukarıdaki şiirinde dikkat çekici olan şey, ibadet edenin insan değil tabiat olmasıdır. Rübâb-ı Şikeste şâiri, 'insana has vasıfları tabiata izafe ederek, onu beşerî bir varlık gibi duygulu kılmıştır.'
Hani diyorum, Pehlül de malum şeker hastasıdır; şekeri yükselince ara sıra kalay çekse de, şeker normale indiğinde ipek bir yürek değil miydi kaburganın altındaki zemberek...
yoksa.. dedemde yazar.. nedir yani..
'benim balonlarim vardi.. babam bana mantar dabancasi aldi
gicir gicirdi papuclarim.. seker doldu avuclarim'.. diye.. bumu siir..
sen sairsen.. esas avucu seker dolmayani.. oksuz yetim yuregi meserret bulmuyanida giydireceksin o satirlara.. gozlerde pempe cam gozluk.. -hersey ne gadder eyi ne gadder de guzel lay lay lom diyenlerin ..
icinde.. 'orda bir cift goz vardi icleri keder ile huzunduler.. ve hava soguktu usumekteydiler' diyebilmen.. siir bu.. hepsi bu..
bayram nasil ki.. yoksul insan hali anlamak iicin ramazanda oruc tutma ise.. siirin bayrami ise sevicler neseler kadar.. dert kederleride.. eksik noksan yonleri de gosterebilme.. topluma isik topluma ayna olma olayi.. hepsi bu.. bu cok guzel..
Çocuklarımızı ağlatmayalım sevindirip güldürelim. Bilhassa da sevinç ve sürür günleri olan şu mübarek bayaram günlerimizde! Ve bilhassa da öksüzlerimizi, yetimlerimizi ve de yoksullarımızı sevindirecek, güldürecek fiillere imza atalım. Zira onlar bizim atimizdir. Atimizin gülmesi için çocuklarımızı ve bahtlarını güldürelim lütfen!
Bütün gönül dostlarına gönül doslusu selamlar.
sonra.. bir edebiyat sitesi acmak demek..
ismi pantoloji olsun.. yok yok mantoloji daha uygun..
mantolama discephe giydirme yapsinlar.. demek degil ki..
site icre bir park.. kiyisina kosu parkuru.. gunun siiri basligi altinda
site sakinleri..
-selam naber ay cok yakismis yeni kiyafetin..
aaa askolsun zeytinyagli dolmaya ne gerek vardi..
eline saglik pek guzel olmus.. afiyet olsun.. degil ki..
turk toplumunu.. turk aile yapisini.. tuketim aliskanliklarini
iyi tahlil etmek gerekir..
'yil boyu bunlara peynir zeytin vermekle olmaz.. hic degilse bayramda bayram etsin garipler..' diyerek.. essiz sofralar.. hani purnevalar sunmak lazim.. iste antoloji farki bu..
edebiyat oznesinin kuyruguna.. defterim.. sayfam karinagrim.. herbiseim gibi uzantilar.. edebiyat.. im edebiyat.. cim cigim cilarimiz gibi takilarla
edebiyat(!)sitesi olunmuyor maalesef..
ana sayfada.. her tur sanatsal kulturel faliyet ilani haberi.. gazetelerden tut.. binlerce kisiye forum alani siir alani ac.. onca is guc arasi.. siir secimi yap.. sofrada bugun ne gider dusun ugras didin.. bayramda bile mesai yap.. siir secim kurul emekcilerini de bu vesile ile tebrik eder.. hayirli bayramlar dilerim..
bir bombanin bir an gecikme ile infilakine duydugu yeis sebeb..
hemen hemen her saatli marif takviminde karkislanmis..
iste memaliki ali osman icre.. gercek bir turk sairi..
edebiyatin zirvesinde aldigi ates.. kendisinden sonra bir cok sairin isigi olmus bir prometeus..
zangocluk eder demesi sebeb.. molla sirat diye yazdigi siire bir an kizginlikla.. yeni bir siir yazip.. sonra kalemine olan hayranligi o siiri geri cektirmis.. buyuk sairimizin..
yeyin efendiler sis zelzele doksanbese dogru daha nice unutulmaz eser.. nefinin catik kaslarina hayran olmus daim nefiyi ornek almis.. en namusait yonetimlerde kalem sakinmamis.. sarikamiste kayiplarin ..
gercek nedenini.. o gun kopartilan vaveylalarin etkisini.. ve buyuk bir cesaret ornegi ile dizelerinde gorebildigimiz.. sairimizi.. secim isabet olmus..
aslinda salt bayram degil her zaman.. bir cocugun giyinmesi bin cocuk agliyor.. hele bu seferberlik donemi onbinlerce yetim olunca ister istemez donemin sairleri kalemine yansiyor..
kendisini rahmet ile anar.. nur icinde yatsin derim..
Bu şiiri en azından bayramın ikinci günü günün şiiri köşesine asılmasına vesile olan kim ise onu tebrik etmek istedim.Kendisine çok teşekkür ederim.
İnşaalklah hayırlara vesile olur.Adam gibi yorumlar okuruz ümidindeyim.Malum ümit fakirin ekmeği :)
Tevfik Fikret
Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi) kâtip olarak göreve başladı. Yeterince çalışmadan para aldığı gerekçesiyle buradan ayrıldı
evinin Abdülhamit'in haber alma örgütünce sürekli gözetlenmesi onu büyük ölçüde etkiledi. Bu döneminde, özgürlük getireceğine inandığı İttihat ve Terakki'yi destekliyordu. 1908'de de, II.Meşrutiyet'in ateşli savunucuları arasına katıldı.
Artık, İttihad ve Terakki İktidarına da muhalif olmuştu. 1912'de meclisin kapatılması üzerine, bu olayı meclisin 1878'de (Hicri tarihle 1295'te) kapatılmasına benzeterek 'Doksan Beşe Doğru' şiirini yazdı. Bunu 'Han-ı Yağma', 'Sancak- Şerif Huzurunda' gibi şiirler izledi. Bu kez de İttihad ve Teraki'nin fedailerince izlenmeye başlandı.
Tevfik Fikret'in Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi) kâtip olarak göreve başlayıp. Yeterince çalışmadan para aldığı gerekçesiyle buradan ayrılmasını dürüstlük adına önemli buluyorum.Belkide aynı düşünce ile resmi işyerimden 1969 da ayrılarak özel bir şirkette işe başlamamı hatırlattığı için Fikret le çok zıt yapıda olduğumu zannediyordum, değilmişim.Benzer taraflarımızda varmış.
Şaire Allah tan rahmet diliyorum.
Bu şiiri ve şairi objektif olarak yorumlarsak biz kazançlı çıkarız diye düşünüyorum.
yeri ve zamaninda
openindir dudak
varip operken a'nda
kendisidir ki olacak
soz ederken dil/dir
OL dil yurege adak
bir ozden
iki sozden baskasi degil..
ki amacim amaçtir bendenizden
muhabbete açik bir kapidir size kalacak
sevgiyle buyutulmus gulup eglenen çocukLAR olacak
bayagi kesir olayindaN oldugu gibi paydaya pay olacak
ki..?
Bu şiir ile ilgili 30 tane yorum bulunmakta