Kılkuyruk pantolonlardan, Serseri ayakkabılardan
Dağınık saçlardan, Zehirli yankılardan,
Arkası görünmeyen yollardan
Sonu gelmez tatlardan
Sana sığınıyorum.
Şeytanın oltasına takılmış nisadan
İstanbul’un en güzel çocuğu
Benzer mi hiç öbürlerine?
Beşiktaş’a,Taksim’e,Eminönü’ne.
Çok oynaktır onlar
Bir dakikaları diğerine uymaz.
Ağır bir koku ve sunuluyor etler
Haram saçılmakta kaçırılmıyor gözler.
Bu görüntü cehennemi bir azap mıdır?
Ya Rab bu olanlar yoksa tuzak mıdır?
Daha doymamıştım mavisine Ege’nin
Ve gözlerin.
Akça pakça bulutlar
Ve tenin
Kış geldi sevgilim.
Aynı güneşin altında ne güzel oturuyorduk
Ruhumun cilasını kemiren bu kirli rüzgardan
Her defasında çelmelerle tökezleten bu çakal yalnızlıktan
Kurtarmayacaksan beni ya Rab
Kör et gözlerimi bitsin bu azab.
Karardı ufkum yalancı tegannilerden
Kolu kanadı kırık bir kuşu
Zindanlara kapattınız.
Sağı solu gagalar diye
Ağzını burnunu kopardınız.
Çelikten zincirle
Aç susuz bıraktınız
Beşiktaş’ın önünde
Bir yıldırım inliyor,
Yağmur yüklü bulutlar
Bana selam veriyor.
Yağmur yüklü bulutlar Nadya
Gel Nadya;
Uzatma artık
Tokat namına ne varsa şu hayatta
Maddi manevi
Hepsini senin uğrunda suratımda hissettim.
Bende artık kalmadı
Temayül özgürlükten yana çıktı
Gururu ters yüz eyledi zaman
Fikir yıkılmaz duvarı yıktı
Yol bitti artık tamam..
Günaydın sevgilim
Her halinde saklı asaletinin,
Bir an lodosları estirmeyeceğini bilsem ruhuma,
Ben yine sana birikir,
Sedef taşlarını dizerdim boynuna…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!